Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: ALIŞ-VERİŞİN ŞARTLARI VE İNCELİKLERİ  (Okunma Sayısı 246 defa)
ekrem
Dua'ya layık
**

Karma: 3
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 153


« : 12 Ağustos 2008, 10:12:47 »

ALIŞ-VERİŞİN ŞARTLARI VE İNCELİKLERİ

Alış-verişin şartları nelerdir?

Hanefi mezhebine göre, alış-verişte verme (icab) ve kabul etme ile akit yapılmış olur.

Şafii mezhebine göre alış verişin üç rüknu vardır;
1- Alıcı ile satıcı.
2- Siga.
3- Akıl ve baliğ olmak.

Bir kimse alış-verişte malı verdiği zaman, alacak olan kimse o malı isterse alır isterse almaz. Satıcı ve alıcı olan kimseler bir araya geldiklerinde, satıcı: "Ben bu malı sana sattım." alıcı da: "Aldım!" dediği zaman, artık bu alışverişten caymak olmaz.

İmam-ı Azam ve İmam-ı Şafii'ye göre, ancak üç güne kadar bu alış-verişten vazgeçilebilir diye (Hıyar-ı şart) şart koşulduğu takdirde, bu üç gün içerisinde alıcı ve satıcı alış-verişten vazgeçebilirler. Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre muayyen olmak şartıyla üç günden fazla da şart koşulabilir.

Satın alan kimse, satın aldığı şeyin bir kısmını bozuk bulur da bu bozuk olan kısım yüzde bir gibi az bir miktar olursa, alış-veriş sahihtir. Eğer bozuk olan kısım çok olursa, İmam-ı Azam’a göre alışveriş caiz olmayıp, satın alan satıcıdan parasının tümünü geri alır.

Şafii mezhebine göre ise, alıcı malı teslim aldıktan sonra malın ayıbına vakıf olursa, satış sahih olur, ancak müşterinin cayma hakkı vardır. Bu durumda alıcı isterse malı verip parasını alır, alışverişi de fesheder, isterse ayıbına rağmen aldığı mala razı olur.

Alınan malda bir ayıp görüldüğünde, alan kişinin malı hemen iade etmesi gerekir. Hemen iade etmek, örfe (geleneksel veya yagın kabul edilmiş uygulamaya) göre tayin ve tesbit edilir. Ancak malın iadesi örfün belirlendiği zamanda yapılmazsa, muhayyerlik hakkı ortadan kalkar. Aldığı malın ayıbını görüp sahibine haber vermeden malı kullanırsa, malı iade etme hakkını kaybeder. Ayıbını gördüğü malı, iade edilmesi gereken zamanda iade etmezse veya iade etmeden önce kullanırsa, satın aldığı malın ayıbına razı olmuş kabul edilir.

Buna göre, her iki mezhebte de alış-verişin sıhhat şartları on kısma ayrılır:

1- Satılık şey ile bedelinin bilinmesi.
2- Tesliminin mümkün olması.
3- Aldanmaya yol açacak bir şartın öne sürülmemiş olması. Mesela akit esnasında gebeliğin tesbit edilmesinin imkansız olduğu bir hayvanın gebeliğini şart koşmak gibi.
4- Akdin gerektirmediği bir şartı koşmamak. Mesela dikmek şartıyla tüccardan kumaş almak caiz değildir.
5- İki tarafın rızası ile olması.
6- Vadeli ise vade zamanının bilinmesi. Vade zamanı belli olmayan bir alış-veriş caiz değildir.
7- Bedelin miktarının bilinmesi. Bedeli bilinmeyen bir şeyin satışı sahih değildir. Mesela şu defteri sattım demek, bedeli tayin edilinceye kadar caiz değildir.
8- Aynı cinsten birbiriyle satılan iki şeyin eşitliğinin kesin olarak bilinmesi.
9- Her ikisinin kabzedilmesi.
10- Murabaha, tevliye ve vediada para miktarının bilinmesi.

Alış veriş yaparken nelere dikkat edilmelidir?

Hanefi ve Şafii mezhebine göre, alış veriş yaparken şu maddelere dikkat etmek alışverişin adablarındandır, (yani dini emir olmayıp yapılması dinen tavsiye edilen, sevap kazandıran özelliklerdir):

1- Alırken ve satarken müsamahakâr olmak: Satıcı ise parayı almak hususunda kolaylık göstermeli, fiyatı biraz düşürerek ikram yapmalıdır. Müşteri ise aldığı mal hususunda kolaylık göstermeli, şartlarda aşırıya kaçmamalıdır.

Borç verildiği zaman, borçlu sıkıntıda ise müsamaha gösterilmeli, borcunu ödemesi için mühlet verilmelidir. Borçlu olan kişi de alacağını isteyen kişiye şiddet göstermemeli, onu oyalayıp sıkıntıya sokmamalıdır.

Nitekim Hz. Peygamber sallALLAHu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
" ALLAH o kişiden razı olsun ki sattığı zaman da, aldığı zaman da, alacağını istediği zamanda kolaylık gösterir." (Buhâri)

2- Muamelede doğru dürüst olmak: Satılan malın kusurları ve meziyetleri alıcıya olduğu gibi söylenmelidir. Eşyanın nerede yapıldığını, nerede yetiştiğini ve benzeri hususlarda yalan söylenmemelidir. Kısacası her hususta doğruyu söyleyip müşteriyi aldatma yoluna gitmemelidir.

Nitekim Hz. Peygamber sallALLAHu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
"Satıcı ve alıcı birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdirler. Bunlar doğru olursa bu alışverişleri kendilerine mübarek kılınır. Eğer iki taraf (Mal ve para gibi hususları) gizleyip yalan söylerlerse bu alışverişlerinin bereketi giderilir." (Buhâri, Müslim)

3- Alışverişte doğru olsa bile yemin etmemek: Çok yemin etmemek alışverişin adabından ve o alışverişte doğruluk olduğunun delillerindendir. Hatta alışverişte doğru olsa bile hiç yemin etmemek daha güzeldir.

4- Çarşı ve pazarlarda çok sadaka vermek: Ticaret yapılan yerlerde çok sadaka vermek, orada yapılan hataların keffareti olur. Mesela satıcının bilmeyerek aldatmasının, kötü ahlak ve benzeri hatalarının keffareti olur.

Nitekim Kays bin Ebî Garaze radıyALLAHu anh şöyle anlatmıştır:
"Hz. Peygamber sallALLAHu aleyhi ve sellem bizim alışveriş mahallimize geldi bize simsarlar deniyordu ve: "Ey tacirler toplu luğu! Şeytan ve günah satışa katılırlar, şimdi siz satışınıza sadaka karıştırın" buyurdu." (Tirmizi, Ebu Davud, İbn-i Mace)

5- Alışverişe şahit tutmak ve onu yazı ile sağlama almak: Eğer mal borca satılıyorsa, iki şahit tutup borcun miktarını ve ödenme zamanını yazmak, çıkması muhtemel ihtilafları ortadan kaldırır.

Nitekim ALLAH-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
"Ey İman edenler! Birbirinize belirli bir zaman için borç verdiğinizde onu yazın." (Bakara; 282)

Ayrıca bu yazma işlemine iki kişi de şahit olmalıdır. Bu şekilde hareket etmekle, daha fazla teminat ve tazminat vardır. Borcun yazılması ihtilaflara engel olur. Şüphe kapısını kapatır. Çünkü şüphe ve ihtilaf insanların birbirine olan güvenini ortadan kaldırdığı gibi borç verme alışkanlığını da yok eder. Borç verme adeti ortadan kalkarsa insanlar sıkıntıya düşer.

İkale ne demektir?

Hanefi ve Şafii mezhebine göre ikale; satıcı ile alıcının rızaları ile alış-veriş anlaşmalarını bozmalarından ibarettir. Mesela; satan kimse: "Ben bu satış muamelesini ikale ettim." deyip, satın alan da:"Kabul ettim." dese, aralarında ikale yapılmış ve satış muamelesi bozulmuş olur. İkale, ancak feshi kabul eden alış-veriş, icare ve benzeri akitlerde söz konusu olur.
Alış-veriş gibi, ikale de icab ve kabul ile olur.

Müsaveme, Murabaha, Tevliye ve Vezia ne demektir?

Bilindiği gibi İslam'da alım satıma hem cevaz verilmiş, hem de çok geniş bir yer ayrılmıştır. Alış verişin caiz olması için bir takım şartlar vardır. Hatta Hz. Ömer -radıyALLAHu anh- İslam ticaret hukukunu bilmeyenlerin ticaretle meşgul olmasına müsaade etmemiştir.

Biz burada müçtehid imamlar tarafından caiz görülen dört türlü alım satımdan bahsedeceğiz:

1- Müsaveme: Alıcı ile satıcının pazarlık suretiyle anlaşarak bir malın alım satımını sağlamalarıdır. Müsaveme yoluyla yapılan satışa mal sahibi satacağı malın kendisine kaça mal olduğunu belirtmez, ancak karşılıklı pazarlık yapmak suretiyle anlaşırlar ve böylece satış sağlanmış olur. O halde mal sahibi bu durumda malını az veya çok bir değere satma yetkisine sahiptir. Örfü aşmadığı, alıcıyı fahiş bir kar etmek suretiyle aldatmadığı takdirde bunda bir beis yoktur.

2- Murabaha: Bir kimsenin almış olduğu bir malı, kendisine kaça mal olduğunu söyleyerek, aldığı fiyattan daha fazla bir fiyatla başkasına satmasıdır. Yalandan kaçmak için murabaha ile satış yapan kimse, doğru söylemelidir. Bu yüzden almış olduğu fiyatı söylememesi, günaha düşmemesi açısından daha güvenlidir.

3- Tevliye: Bir kimsenin almış olduğu bir malı, kendisine kaça mal olmuş ise, artırma veya eksiltme yapmadan, tam aldığı miktara satmasıdır.

4-) Vedia (vezia): Bir kimsenin almış olduğu bir malı, kendisine mal olan fiyattan daha az bir fiyata satmasıdır.
Müçtehid imamların belirttiğine göre, işte bu alışveriş türleri caizdir. Çünkü bu akitler, bey' akdinin rükun ve şartlarına haizdirler. Bu alış-verişlerin sahih olması için malın fiyatının ne kadar olduğu alıcı ve satıcı tarafından bilinmelidir.

Selem ne demektir?

Selem; peşin para veya peşin verilen başka bir mal ile, veresiye bir mal satın almaktır.
Hanefi ve Şafii mezhebine göre, selem muamelesi de icab ve kabul ile yapılır.

Selem muamelesinin sahih olması için, paranın veya para yerine verilen malın cinsi, nev'i, vasfı ve miktarının belli olması lazımdır. Bu verilen para veya malın selem muamelesi, yapılan yerde teslim edilmesi; selem olarak satılan malın cinsinin belli olması (Arpa, buğday gibi...); Nev'inin belirtilmesi (Beyaz ya da sarı buğday gibi); vasfının belirtilmesi (En üstün, orta veya aşağı olduğu); satılan malın veresiye olup, onun teslim edileceği zaman ve yerin belirtilmesi lazımdır.

Selemin caiz olmasının şartları nelerdir?

Hanefi ve Şafii mezhebine göre, selemin caiz olmasının şartları şunlardır:
1- Selem yapılacak malın cinsinin belirtilmesi şarttır. (Buğday veya arpa olduğunun belirtilmesi gibi.)
2- Selem yapılacak malın nev'inin belirtilmesi şarttır. (Irmak suyu ile veya yağmur suyu ile sulandığının belirtilmesi gibi.)
3- Selem yapılacak malın vasfının belirtilmesi şarttır. (İyi veya kötü olduğunun belirtilmesi gibi.)
4- Selem yapılacak malın miktarının belirtilmesi şarttır.
5- Selem yapılacak malın teslim edileceği vaktin belirtilmesi şarttır. Selemde müddetin en azı bir aydır. Bir aydan az olursa peşin olmuş olur. Bir ay veya bir aydan fazla olursa, veresiye olmuş olur. Bazıları da: "Selemde müddetin en azı üç gündür." demişlerdir.
6- Paranın yani re'sülmalin cinsi, nev'i, vasfı ve miktarının belirtilmesi şarttır. Mesela; selem yapılacak mala karşılık verilen para ise, ne kadar olduğunun açıklanması lazımdır. Veya para yerine verilecek ölçekle, tartıyla veya tane ile satılan şeylerden ise; cinsi, vasfı ve miktarı belirtilmelidir.
7- Arpa, buğday gibi taşınması zor olan mallarda selem yapılırken, teslim edileceği yerin belirtilmesi şarttır.
8- Selem yapılan mal karşılığında verilen paranın, muamele yapılan yerde, veresiye mal verecek satıcıya teslim edilmesi şarttır.
9- Selem yapılan malın, elde edilmesi mümkün olan mallardan olması şarttır.

(alıntı).....
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: