Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: İŞÇİNİN HAK VE GÖREVLERİ  (Okunma Sayısı 555 defa)
ikrami
Moderator
Allah Razı Olsun
*****

Karma: 18
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1275



« : 08 Nisan 2009, 12:55:27 »

İŞÇİNİN HAK VE GÖREVLERİ
 

I — İşçinin İşe Girmezden Önceki Hakları
 

İslâm'da, başkasının işinde bir ücret karşılığı çalışan­lar bir sınıf oluşturmaz. Çünkü işçilerin emek - sermaye .(mudârabe) ve ziraat ortakçılığı (muzâraat) gibi ortak­lıklar içinde işveren sıfatını kazanması mümkündür. Bu, kâr ortaklığı biçiminde gerçekleşir.

Sermayesi olmayan dürüst kimse bir işte ücret kar­şılığı çalışabileceği gibi, gerçek veya tüzel kişilerden sağlayacağı sermaye ile kâr ortaklığı oluşturarak ticaret ya­pabilir. Elinde büyük meblağlara ulaşan sermayeye sahip pekçok kimseler bunu işletmek ve ticaret işinde kul­lanmak ister. Ancak sıhhati, bilgi veya tecrübesi elveriş­li olmadığı için bu isteğini gerçekleştiremez. Yine top­lum içinde, bilgili, yetenekli ve ticarete yatkın birçok kimselerde sermayesi olmadığı için ticarete atılamaz. İş­te, birbirine muhtaç olan bu iki unsuru «emek - sermaye (mudârabe) ortaklığı» bir araya getirir. Böylece, toplum­da piyasaya çıkmayan sermayeler ve iş bulamayan yetenekler değerlenmiş olur. Bu çeşit kâr ortaklığı tamamen güvene dayanır. İşi üzerine alan işletmeci güvene lâyık olmaya çalışır. Giderek dürüst iş adamları meydana gelir. Kârın paylaşılması anlaşmaya göre olur. Zarara ise yalnız sermaye sahibi katlanır [362]

Meselâ : Elinde 10 milyon lira parası olan kimse, ti­carete yatkın genç bir işletmeciyle anlaşarak, işlek bir caddede market açar. Sermaye sahibi işle hiç ilgilenme­yecek, bütün işi işletmeci yürütecek ve bu çalışmasına kar­şılık ücret yerine kârın yarısını alacaktır. Kârın bölü­şülmesi başka oranlarda da olabilir. Yıl sonunda, borçlar düşüldükten sonra üç milyon lira net kâr sağlandığı an­laşılsa işletmeci bir buçuk milyonunu alır. Bu, ayda 125 bin lira gelir sağlamak demektir. Anapara, mal varlığı­nın yeni fiyatlar üzerinden değerlendirilmesiyle belirlene­ceği için, sermaye ayrıca enflasyona karşı korunmuş olur. Alım - satımı yapılan ve yıl sonunda elde bulunan mal­ların maliyeti ortalama yüzde kırk yükselmişse, bu faz­lalığın anaparaya eklenmesi gerekir. Bu duruma göre, ye­niden değerleme sonucu anapara, 10 milyondan 14 milyo­na yükselmiş olur. Ortaklığın kârla birlikte toplam ser­mayesi 17 milyon demektir. İşletmecinin, kendi kâr hak­kının tümünü veya bir bölümünü ortaklığa bırakarak, ay­rıca sermayeye de ortak olması yeni bir anlaşma ile müm­kündür.

Tarım kesiminde de buna benzer ortaklıkların ziraat ortakçılığı tarzında oluşturulması mümkündür. Devlet; işsiz ve topraksız köylüye, toprak, tohum ve gübre ver­se, ekip biçme işini köylü yapmak üzere anlaşsalar, el­de edilecek ürünün yarısı hazinenin yarısı da köylünün olabilir. Yahut da başka oranda bölüşmek de mümkün­dür. Kendi toprağını, sermayesi olmadığı için ekip biçemeyenlere de; gerçek veya tüzel kişilerin sermaye vermesi ve bu yolla elde edilecek ürüne ortak olması işsizli­ğin önlenmesinde etkili olabilir  [363]

Bu duruma göre, İslâm'da herkes işin başında tercih hakkına sahiptir. Ehliyet ve yeteneğine uygun bir iş ve meslek seçme özgürlüğü vardır. Toplumda iş ve meslek değiştirme kapısı sürekli olarak açıktır. Üstün yetenek ve maharete üstün iş ve bu işe uygun ücret İslâm ada­letinin gereğidir [364]

Kur'an-ı Kerîm'de bu konu ile ilgili olmak üzere şöy­le buyurulur:

«Şüphesiz ALLAH size emânetleri ehline vermenizi em­reder» [365]

«İnsanlara mal ve ücretlerini eksik vermeyiniz» [366]

Çalışmak istediği halde iş bulamayan yahut hastalık veya yaşlılık gibi nedenlerle çalışamayan yoksullar için,., varlıklı hısımlarından nafaka alma hakkı vardır. Ayrıca bunların  başta zekât fonu olmak üzere devletin bütün ekonomik kaynaklan  üzerinde yararlanma haklan var­dır. Hz. Ömer (Ö. 23/634)'in çalışamayacak durumdaki gayri müslim yoksullara bile maaş bağladığı  bilinmek­tedir [367]

 

II - - İşe Girdikten Sonraki Hak ve Görevleri:
 

A)   Ücret Hakkı:
 
1)   Genel Olarak :
 

İş sözleşmesinin önemli unsurlarından birisi de üc­rettir. İşçi, çalışması karşılığında ücrete hak kazanır. Böy­lece hak ve görev birlikte bulunur. Hatta görev, ücret­ten de önce gelir. Hz. Peygamber'in iş akdinde ücretin miktarının belirlenmesini [368] ve teri kurumadan işçiye üc­retinin ödenmesini istemesi [369]bu hakkın önemini orta­ya koymaktadır. İşveren genel olarak ekonomik bakım­dan daha güçlü olduğu için, işçiyi korumak amacîyle düzenleyici hükümler getirilmiştir.

Batı toplumlarında işçilerin haklarını koruyucu ted­bir ve düzenlemeler ancak 18. yüzyılın başlarından iti­baren alınmaya başlanmıştır. Büyük sanayi inkılabı ile işçi kitleleri bazı teşkilatlar kurarak haklarını korumak ihtiyacını duymuşlardır. İşçi hakları konusunda ilk sos­yal politika tedbiri, İngiltere'de 1802 tarihinde, dokuma sanayiide çalıştırılan çocukların, çalışma şartlarını dü­zenleyen kanunla başlar. 1819, 1844 ve 1867'de çıkarılan kanunlar bunu izledi. Daha sonra kadınlar ve yetişkin iş­çiler için koruyucu hükümler getirildi. Aynı tarihlerde Fransa ve İsviçre'de de benzer sosyal politika tedbirleri alındı [370]

İslâm'da bu konulardaki düzenleyici hükümlerin 6. yüzyılda getirildiği ve hulefâ-i râşidîn devrinde ilk önem­li uygulamaların yapıldığı düşünülürse, batı toplumların­dan çok daha önce aynı konulara çözümler getirildiği anlaşılır. [371]

 

2)   Ücrete Hak Kazanma Zamanı:
 

İslâm'da, işçi, memur, zanaatkar ve serbest meslek sahiplerinin, kısaca başkasına ücret karşılığında iş yapan tüm çalışanların aynı hükümlere tâbi olduğunu yukarı­da belirtmiştik. Ancak araştırmamızın konusu işçi ve iş­veren münasebetleri olduğu için ülkemizdeki işçi kesimi­ni dikkate alarak problemleri belirlemeye ve çözüm yol­larını göstermeye çalışacağız.

Hanefî ve mâlikîlere göre, ücrete mücerred iş ak­diyle hak kazanılmaz. Ancak peşin verileceği şart koşul­muş veya iş yapılmış olursa ücret isteme hakkı doğar.

Hanefî hukukçularından el-Kâsânî (Ö. 587/1191) üc­rete üç durumda mâlik olunacağını söyler:

a) İş akdinde ücretin peşin verileceğinin şart koşul­ması. Böyle bir şarta uymak gerekir.

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

«Müslümanlar kendi aralarında belirledikleri şartla­ra uyarlar» [372]

Tirmizî ve Hâkim bu hadisi aşağıdaki ilâveyle nakletmiştir.

«Haramı helal, helali haram yapan şart müstesna­dır» [373]

b)  Şart koşulmadığı halde ücretin peşin ödenmesi. Bu prensibin delili, satım akdine kıyastır. Çünkü, satım akdinde satış bedelini,  satılanı   (mebî)   teslimden   önce vermek caizdir. İş akdi de, emeğin satımı olduğu için sa­tım akdi niteliğindedir.

c) İşin yapılmış olması. Bu durumda, bedeller (ivaz­lar)  arasında eşitlik sağlamak amaciyîe ücrete hak ka­zanılır [374]

Mâlikîlere göre, örf varsa ücretin peşin verilmesi gerekir [375]

Şafiî ve Hanbelîlere göre ise, iş akdi mutlak olarak yapılmışsa, ücrete mücerred akitle hak kazanılır. Çünkü işçinin işe hazır olmasıyle ücretin teslimi gerekir. İşçi­nin ücreti satım akdindeki satış bedeli gibidir. Ücret, mü­cerred akitle işverenin zimmetinde bir borç olarak sabit olur. Ancak ücretin talep edilebilmesi işçinin ya işe ha­zır olması yahut işi yapması yahut da özel işçide belir­lenen sürenin geçmesiyle mümkün hâle gelir [376]

İşçi, belirlenen süre kadar çalışmamışsa çalıştığı ka­dar ücrete hak kazanır. Meselâ; bir yıl çalışmak üzere 500 bin lira karşılığında bir işçi kiralansa, bu işçi 6 ay sonra işi bırakıp gitse, yıl sonunda gelerek ücret talep et­se, yalnız çalıştığı 6 ayın ücreti olan 250 bin lirayı al­ma hakkı doğar [377]

 

3)   Ücretin Miktarı:
 

İşçi ücretlerini miktar olarak belirleyen bir âyet ve hadis yoktur. Ancak nass'larda adaletli bir ücretin belir­lenmesi için  bazı ölçüler verilmiştir. Çünkü iş, zaman, belde, sosyal ve ekonomik şartlarla işçinin yetenek ve ma­hareti  ücretin miktarı üzerinde etkili olan unsurlardır. Alış verişlerde eşya fiyatlarını uzun süre dondurmak müm­kün olmadığı gibi, emeğin değerini dondurmak da müm­kün olmaz. Biz İslâm'ın bu konudaki değerlendirmesine geçmezden önce, modern ekonominin görüşünü belirleme­ye çalışacağız. [378]

Çağdaş Ekonomik Problemlere İslami Yaklaşımlar

 Hamdi Döndüren

İklim Yayınları
Logged

SİZİ ALDATTIĞIMI DÜŞÜNÜYORSANIZ HAKKIMDA HAYIR DİLEYİN
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: