Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Bediüzzaman Hazretlerinden Başbakan’a Mektup  (Okunma Sayısı 5836 defa)
ikrami
Süper Modaratör
Allah Razı Olsun
*****

Karma: 18
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1286



« : 06 Haziran 2010, 14:33:03 »

Bediüzzaman Hazretlerinden Başbakan’a Mektup

AYASOFYA İBADETE AÇIlLMALI

Hazreti Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin o zamanın (1950-1960) başbakanı merhum Adnan Menderese yazdığı bu mektuptaki isteklerden sadece Ezanı Muhammedi isteği tam manasıyla gerçekleşmiştir. Risale-i Nurun neşri ise kısmen gerçekleşmiştir. Yani Üstadın isteği hükümetin bir dairesince resmen basılması idi. Bu istek maalesef bugüne kadar gerçekleşememiştir. Diğer istek ki, Ayasofya’nın ibadete açılması ise yine maalesef tahakkuk etmemiştir. 1980 yılında kısmen bir teşebbüs olmuşsa da daha sonra ihtilaller ve başka sebeblerden gündeme gelmemiştir.

Halbuki bu şerefe nail olacak bir hükümet ebediyen Müslümanların gönlünde taht kuracak ve güçlerinden daha fazla güce kavuşacaklardır.

Biz Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Kur’an ve İslam namına bu isteğini nazara veriyoruz:

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Ankara'ya bu defa geldiğimin mühim bir sebebi, İslâmiyet'e ciddî tarafdar Dâhiliye Vekili Namık Gedik'i görmek ve İslâmiyet'in kahramanı olan Adnan Bey'e ve Tevfik İleri gibi mühim zâtlara bir hakikatı söylemektir ki:

• Hem Demokrat'a ezan-ı Muhammedî gibi çok kuvvet vermek ve

• Risale-i Nur'un neşrine müsaadesi gibi çok tarafdar olmak ve âlem-i İslâm'ı, hattâ bir kısım Hristiyan Devletlerini de memnun etmek için,

• Ayasofya'yı müzahrefattan temizleyip ibadet mahalli yapmaktır.

Bu ise; bu mes'ele için otuz sene siyaseti terkettiğim halde, bu nokta hatırı için Namık Gedik'i görmek istedim ve geldim. Adnan Bey, Namık Gedik ve Tevfik İleri gibi zâtların hatırı için başka yere gitmedim.

Hem Risale-i Nur, Kur'anın kanun-u esasiyesiyle bütün Anadolu ve vilayat-ı şarkıyede asayişi temin eden Risale-i Nur'un beşyüzbin nüshası Komünistliği susturduğu gibi, asayişi temin ettiğine bir delili budur ki:

On küsur sene evvel Afyon Müddeiumumîsi "Altıyüz bin fedakâr talebesi var. Beşyüz bin nüsha Risale-i Nur'dan neşretmiş, belki asayişe zarar gelir." dedi. Ona karşı Said demiş ki: Madem altıyüz bin fedakâr talebesi var. Bu onbeş senedir bana bu kadar zulüm ediliyor. Birtek vukuatı hiçbir zabıta ve mahkeme gösteremedi.

Hem dedim: Ey müddeiumumî! Eğer bin müddeiumumî, bin emniyet müdürü kadar asayişin teminine Risale-i Nur hizmet etmemiş ise, ALLAH beni kahretsin. Siz de bana ne ceza verirseniz verin dedim. O bu sözüme karşı hiçbir çare bulamadı.

Yalnız bir-iki sene evvel Nur'un bir küçük talebesi Risale-i Nur'a zarar gelecek zannıyla kendini intihar edecekti ki, tab'ettiği bir küçük risaleye zarar gelmesin. Sonra Üstadı onu men'etti ve küçücük bir hâdise oldu ve ikisi de barıştırıldı.

Halbuki bir Üstadın on tane fedakâr talebesi bulunsa (hattâ biri selâm etmiş tokat vurulmuş, biri elini öpmüş tahkir edilmiş) hiçbir fedakârı, asayişe ilişmemek için sükût etmişler. Said'den işitmişler ki: Benim yüz ruhum olsa, asayişe feda ediyorum.

Onun için وَلاَتَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَاُخْرَى kanun-u esasiyesiyle; beş cani yüzünden doksan masuma zarar gelmemek, bir cani yüzünden on masum çoluk çocuk, peder ve vâlidelerine zulüm etmemek için, Risale-i Nur iman hizmetiyle beraber asayişi tamamıyla temin edip herkesin kalbinde fenalığa karşı bir yasakçı bırakıyor. Ben de bin ruhum olsa, Kur'anın bu kanun-u esasiyesine feda ettiğimi tarihçe-i hayat isbat ediyor ve meydandadır. Ve mahkemeler de kabul etmişler.

Hattâ tezahüre bir riyakârlık, bir hodfüruşluk, bir enaniyet manasını verip halklarla görüşmeyi de terk ettiği ve rahmet-i İlahînin ihsanı ile sesi de kesilmiş ki, dostlarla görüşmeye mecbur olmasın ve hatırları da kırılmasın.

Said Nursî (Emirdağ Lahikası-ll sh:236)
Logged

SİZİ ALDATTIĞIMI DÜŞÜNÜYORSANIZ HAKKIMDA HAYIR DİLEYİN
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: