Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: B- TAOİZM  (Okunma Sayısı 255 defa)
ikrami
Moderator
Allah Razı Olsun
*****

Karma: 18
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1275



« : 08 Nisan 2009, 12:56:56 »

B- TAOİZM
 
Çin millî dinlerinden biri de Taoizm'dir. Taoizm'i Lao-tzu (Lao-tse) kurmuştur. Bu din, "Tao" kavramı üzerinde kurulmuştur. Büyücüleri, rahip ve rahibeleri ve dinî şefleri vardır. Kendilerine has âyinleri; bu âyinlerin eski bir geleneği vardır. İlkbahar bayramında ateş yakılmakta; Taoist rahipler, yarıçıplak durumda, ateşe pirinç ve tuz atıp, yalınayak koşarak üzerinden geçmektedir.

Ölülerin, yaşayanları rahatsız etmeksizin, mezarda güven içinde rahat ettiğine inanılmaktadır. Mezarların seçilmesinde bazı kurallar vardır. Ölüye zarar gelmemesi için çeşitli tedbirler alınmıştır. Bu tedbirle­re sıkı sıkıya bağlılık yüzünden, uzun zaman, mezarların bulunduğu alanda araştırma yapılmasına izin verilmemiştir. [71]

 

1- Lao-tzu'nun Hayatı (Lao-tse, doğumu M.Ö. 604 veya 570)
 

Bir Çin filozofu ve Taoizm'in kurucusu Lao-tzu'nun hayatı hakkında fazla birşey bilinmemektedir. Onun, hemen hemen efsanevî olan hayatı, M.Ö. 100 yılına doğru Sseu-ma Tsi'en tarafından yazılmış.

Çin'in bir tarihi olan, "Che Ki" ile tanınmıştır. Lao-tzu'nun Honan'da doğduğu sanılmaktadır. Asıl adı, Li Tan'dır. Lao-tzu, ona verilmiş la­kaptır ve ihtiyar bilgin anlamına gelmektedir. Çok yaşadığı söylenmektedir. Çu sarayında arşiv memurluğu yapmıştır. Konfüçyüs ile aynı yüzyıl içinde yaşamıştır. İkisinin bir vesileyle karşılaşması, çok önemli bir olay sayılmıştır. Bu karşılaşma zamanında Lao-tzu çok yaşlı, Konfüçyüs ise genç bir bilgindir.

Çu Hanedanının  yıkılmaya  yüz  tuttuğunu  gören   Lao-tzu, hükümet merkezini terkederek batıya doğru gitmiş, Honan geçidine geldiğinde buranın muhafızı ve öğrencisi, Tsi, ondan mesleği hakkında birşey yazmasını istemiş; o da, "Tao te King"i yazmıştır. "Tao", yaratıcı prensip; "te", insan fazileti; "king" de kitaptır. Bu kitap, bugüne kadar, bütün Taoist düşüncelerin kaynağı olmakta ve "tao"nun ne olduğunu açıklamaktadır. Anlaşılması oldukça zor olan bu kitap; Çin'in büyük kla­sikleri arasına konulmuştur. Çok sayıda ilim adamı, Tao te King'i batı dillerine çevirmeye çalışmış, fakat pek başarılı olamamıştır. Kitabın adı bile tam olarak tercüme edilememiştir. Her mütercim, kitabın ismine çeşitli anlamlar vermiştir. Bu küçük kitabın sırrının, en eski mistisizmin bir numunesi olmasından ileri geldiği kabul edilmektedir. Lao-tzu, bu ese­rinde, mistik tabir ve tasavvurlara anadilinde ilk defa bir şekil vermeye çalışmıştır. Bunun için, seçtiği tabirler, gösterdiği remizler açık ve belli değildir.

Lao-tzu'nun 80 yaşını geçtiği bilinmekte ise de, Ölüm tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Lao-tzu'dan hemen sonraki Taoizmin tarihî de karanlıktır. Taoizmin daha sonraki gelişmesi, Lao-tzu'dan sonra gelen ve Taoizm hakkında bilgiler veren yazarlar sayesinde kısmen öğrenilebilmektedir. [72]

 

2- Taoizmin  Prensipleri[73]
 

Lao-tzu'nun doktrininin temeli, mistik bir panteizm'dir. Taoist ahlâk zühde dayanır. Tao, dünyayı yöneten sebeptir; insan onu bilmelidir.

Tao, âlemden önceki yaratıcı prensiptir. O;görülemez, işitilemez ve kavranılamaz. O, ezelî ve ebedîdir; kendiliğinden vardır; herşeyde hazır ve nazırdır. O, hiçbir tasvire sığmaz. Herşeyin temeli O'dur. O yok­luk değildir. Tabiat ve evrenin var olması O'nun sayesindedir. O, herşeyin arkasında ve altındadır. Herşeyİ yaratan ve besleyen de O'dur. Bundan dolayı Tao, bazen "Ana" diye de adlandırılır. Çünkü herşey O'ndan gelir. Tao'dan bir doğar, birden iki: Yin ve Yang; iki'den üç: Yin, Yang ve nefes; üç'ten yaratılmış evren. Tao, göğün ve yerin kaynağı, yaratıcı ve aynı zamanda yaşatıcı prensiptir. Herşeyi yaratan Tao'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Başka güçlerle rekabet etmez. Dolayısıyla insanlar da Tao gibi rekabet ve hırstan uzaklaşırlarsa, iyi bir hayata sahip olurlar.

Lao-tzu; insanların kanunları dünyadan örnek alarak yaptıklarını, dünyanın "Gök"ten, göğün de Tao'dan aldığını, Tao'ya sahip olan bir memleketin uzun zaman var olacağını ve dünyanın "Tao" vasıtasıyla yönetilmesi durumunda şeytanların kutsallık kazanamayacağını belirt­miştir. Lao-tzu'ya göre "göksel Tao" mücadele etmez, fakat iyi bir yolda daima zafer kazanır; konuşmaz, fakat cevap alır; çağırmaz fakat getirir, sakindir ve planları gayet mükemmeldir.

Lao-tzu, bilginlerin Tao'yu anlama ve kavrama durumlarını şöyle açıklamaktadır: Yüksek bilginler, Tao'yu işittikleri zaman hareket ederleY ve ona doğru giderler; orta dereceli bilginler, Tao'yu duydukları zaman ne yaptıklarını bilmezler; aşağı derecedeki bilginler Tao'yu işittiklerinde kahkahalarla gülerler. Üstün ve mükemmel bir İnsan ise, sadece herşeyin ruhu kendisinde olan Tao'yu izler.

Taoizm'de "Tao" ile beraber bir de "Te" kavramı vardır. Tao'nun erdemi veya onun gizli gücü olarak bütün varlıklarda bulunan "Te", "Tao"nun tabiattaki herşeyi değiştiren gücünün kendisidir. "Tao" kay­bolduktan sonra "Te" onun ayrılmaz vasfı olur, akı-karayı bilir, muhafa­za eder ve dünyanın şeklini vücuda getirir. Dünyanın şekli vücuda gel­dikten sonra ölümsüz "Te", onu hatadan korur ve yükseltir.

Bütün varlıkları Tao meydana getirir; "Te" ise onları besler, büyütür, madde olarak şekil verir, kuvvetini tamamlar. Bundan dolayı bütün varlıklar Tao'yu yükseltir ve Te'ye değer verir.

, Lao-tzu, öğretilerinde, ahlâkî değerler üzerinde de durmuştur. Lao-tzu'ya göre insan ancak manevî faziletleriyle insandır. Örnek insan iyi, merhametli, sadık, dürüst ve mütevazı olmalıdır. Onun bu vasıfları elde etmek için tavsiye ettiği yol menfîdir: İnsan, Tao'ya benzemeye çalışsın; iş yapması, iş yapmaması; çalışması çalışmaması gibi olsun. Vu vey (Wou wei: hiçbir şey yapmamak, sükûnet) prensibi, Taoizm'in ülküsüdür. İnsan, dünya nizamına uyarak yaşamalı, gayret sarfetmek-sizin Tao'nun kanunlarına tabî olmalıdır. Böyle bir sükûnet içinde yaşarken, dünyanın tabiî nizamını muhafaza etmek suretiyle, mesut bir hayat sürebilir. Hükümdar bile, böyle yapmakla, devletini en iyi bir şekilde idare eder. Çünkü memlekette ne kadar fazla şey yasak edilir­se, millet o kadar fakir olur. İnsanlara karşı alınan tedbirler ne kadar ustalıkla hazırlanırsa, onların arasından, o kadar inanılmaz hileler or­taya çıkar. Ne kadar çok kanun ve emirler bildirilirce, o kadar eşkıya ve hırsız zuhur eder.

Büyük adamların halkı yönetim şeklini Tao te King'te Lao-tzu, şöyle açıklamaktadır: "Kafalarını boşaltırlar, midelerini doldururlar. İradelerini zayıflatırlar, kemiklerini kuvvetlendirirler. Daima halkı bilgisiz ve  isteksiz  bırakırlar.  Bilgili  insanlar  birşey yapmak cesaretini göstermezler. Vu vey (Wou wey) yaptıkları zaman herşeyi iyi yönetirler". Lao-tzu, şu tavsiyede bulunmaktadır: "Düşüneceğin şey daima iyi ve derin olmalıdır; birşey verirken iyi ve lütufkâr olmalısın. Birşey söylediğin zaman dürüst ve sadık olmalısın. Dürüst olursan memleketi iyi yönetirsin, bir iş yapmak istersen doğru ve kabiliyetli olmalısın".

Lao-tzu, dünyadaki insanların güzel olan şeyleri güzel olarak bildiğinde, çirkin olan şeyleri de tanıyacağını; iyi olan şeyleri bildiğinde, fena olan şeyleri de bileceğini; böylece iyileri yayıp, fenalıklardan kaçınacağını, başkasını kandırmaya çalışmayacağını söylemektedir.

Lao-tzu, prensip olarak, kibir ve gururu yermektedir. Yalnız ken­disi için çalışan insanların yükselemeyeceğini, kendisiyle övünenlerin bir iş göremeyeceğini, çok yüksekten konuşan insanların bunu uzun zaman devam ettiremeyeceğini belirtmektedir. Ayrıca o, ihtirasının esiri olan insanların büyük bir yanılma içinde olduğuna ve hiçbir zaman başarılı olamayacağına da dikkat çekmektedir.

Lao-tzu, savaşa karşıdır. Bunun için o, savaş aletlerini iyi görmez ve bunları yüksek insanların kullanamayacağını söyler. Yüksek insan­ların barış ve huzura değer vereceğini açıklar. O, savaşa karşı olmakla     * beraber, devletin ferde fazla karışmasını istemez.

Taoizm'e göre bu ahlâkî prensipler; sadece fertler için değil, mil­letlerarası münasebetler için de geçerlidir. Saygı ve itaatle herşeyin ele geçirileceği; sevgi ile düşmanların bile yenilebileceği; kadının itiraz etmeksizin itaat etmesiyle kocasını idaresi altına alabileceği savunul­maktadır. Lao-tzu'nun felsefesi; "iyilere karşı iyilik gösteriyorum; iyi ol­mayanlara karşı yine iyilik gösteriyorum. Bu suretle hepsi iyi olur" şeklindedir.

Taoizm'de devlete müspet vazifeler düşmez. Harp tenkit edilir. Maddî ilerleme küçümsenir. Pekçok memuriyet ve müessese lüzumsuz görülür. Tao'nun devleti sessiz ve kendi kendine yürümelidir. Belirli bir ideal, müspet bir hedef olmamalı; bir sükûnet ve hareketsizlik durumu takip edilerek, Tao'yu tanımaya gayret edilmelidir.

Lao-tzu,   insanın   kendine  hakimiyetinin   nefsini   bilmekten geçtiğini,  iç dünyanın araştırılmasının çok konuşmaktan daha iyi olduğunu; başkalarını bilenin zeki, kendini^bilenin akıllı, başkalarına karşı zafer kazananların kuvvetli, kendi nefsine karşı zafer kazananın ise kudretli bulunduğunu belirtmektedir.

Lao-tzu, birşeyi bilmeyen insanın en olgun insan olduğunu, bilin­meyen bir şeyi de biliyor görünmenin hastalık olduğunu söylemektedir. Lao-tzu'ya göre şu üç şeyi insanın değerlendirdiği hazinesidir: Birincisi, nezaket, ve sevgi; ikincisi, ekonomi; üçüncüsü, alçak gönüllülüktür. Nezaket, bir insanı yüceltir ve saygılı yapabilir. Ekonomi, bir kimseye özgürlük kazandırır. Alçak gönüllülük ise, bir kimseyi yetenekli kılabilir. Halbuki insanlar; nezaketi bırakarak küstah, ekonomik olmayı terkede-rek bağımlı, alçak gönüllülüğü terkederek de yeteneksiz oluyorlar.

Lao-tzu'ya göre insanlar, doğuşlarında zayıf ve yumuşaktır; öldükleri zaman kuvvetli olur ve asıllarına dönerler. Esasa dönüşe sükûnet, sükûnete de mukadderat denir. Mukadderata gidişe ölümsüzlük, ölümsüzlüğü bilenlere de akıllıdır denir.

Taoizm'de, ilâhî kaynaklı dinlerdekine benzer, iyilik ve kötülük, alçak gönüllülük ve kanaatkar olma gibi ahlâkî prensipler bulunmak­tadır. Ancak, ölüm ve ölüm sonrasından bahsedilmesine rağmen, Cen­net ve Cehennem kavramı konusunda pek açıklık yoktur. Bununla be­raber ruhun ölümsüzlüğü ve dünyada iyi bir hayat sürenlerin Tao'yla beraber olacağı gibi anlayışlara rastlanmaktadır. [74]

 

3- Lao-tzu'dan  Sonra Taoizm
 

Lao-tzu'dan sonra Taoizm adını alan inanç sistemi, çeşitli din ve kültürlerin de etkisinde kalarak şekillenmiştir. Değişik ekoller oluşmuş ve farklı mezhepler doğmuştur.

Taoizm'den   kaynaklanan   ekoller   şunlardır:

1- Mistik Ekol: Temsilcileri Chuang-Tzu ve Lieh-Tzu'dur (M.Ö.IV. Yüzyıl). Her iki filozof da bu ekole ait kitaplar yazmıştır. Chuang-Tzu, Lao-Tzu'nun öğretisini yükseltmiş ve güzelleştirmiştir. O da, Tao gibi genel bir tabiat kanununa inanmakta ve herşeyin mistik bir duyguyla, meditasyon yoluyla anlaşılabileceğini savunmaktadır. Chuang-Tzu şöyle demektedir: "Biz bu kanunu keşfedemeyiz, aklımız buna ermez. Onu ancak duygularımızla anlarız, bunun için kendimizi diğer şeylerden ayırmalı ve kalbimizi boşaltmalıyız".

Lieh-Tzu'nun ekolü ise, Taoizm'in popüler bir şeklidir. O, kainatın sonsuz bir kanuna göre hareket ettiğini kabul etmektedir. Ona göre in­sanlar kendini bu kuvvete uydurur, hiçbir iş yapmaz ve ruhunu kuvvet­lendirmeye devam ederse daha çok yaşayabilir.

2- Ferdiyetçi Ekol: Temsilcisi Yang Tzu'dur {M.Ö.IV Yüzyıl). Taoizm'den gelmekle beraber ona hem yakın, hem de ondan uzaktır. Aşırı bir kaderciliği savunur. Bu ekole göre herşey kadere bağlıdır ve herşeyi yöneten kaderdir. Felsefesinde Tao olmayan bu ekol sadece ferdin refah ve saadetini düşünmüş; cemiyetin idaresine ait prensipler değil, kendi kendini düzeltmek için kaideler getirmiştir.

3- Legalist Ekol: Bu ekolün temsilcisi Han-Fei-Tzu (olan.M.Ö. 230), Li-Ssu, Shang-Tzu'dur. Bu ekolün görüşleri M.Ö. III. Yüzyılda Çin'de tatbik edilmiştir. Bu ekole göre; dünyada herşey, yıldızların yol­ları gibi, muayyen kanunlara göre hareket etmektedir. Bundan dolayı bu ekol, devletin halkı kendi haline bırakmamasını ve kanunlara tâbi kılmasını savunmaktadır.

4- Simyacı Ekol: Chiang Tao ün (M.S. 34), bu ekolün savu­nucusudur. Bu ekol, dinî veya felsefî olmaktan daha çok, sihirbazlıkla ilgisi  olan bir ekoldür. Sihir ve büyü  büyük bir yer tutmaktadır. Büyücülükle ilgilendirilen bugünkü Taoizm, bu ekole bağlanmaktadır.

M.Ö. 221'de Çin İmparatoru'nun Taoizmi kendine ebedî hayat sağlayacak bir din olarak kabul ettiği ileri sürülmektedir. Daha sonra Taoizm, Buddİzm ve diğer mahalli inançların tesirinde kalmıştır. Bud-dizm Çin'e geldiği zaman Taoistler, Çin'e gelen bu dinde kendi fikirleri­ne benzeyen bazı hususlar bulmuşlardır. Taoizm'e ait olan bazı Tanrılar, Buddizm'in tesiri ile şekillerini değiştirmiştir. Buddizm en büyük tesirini Taoizm'deki rahip cemaatinin gelişmesinde göstermiştir. Çünkü Lao-tzu'nun fikirlerinde, bu gibi cemaatlere ait tek söz bulunmamak­tadır.

Lao-îzu, ilk planda, sadece ferdin kurtuluşunu hedef alan sözler söylemiştir. M.S. I. Yüzyılda Çin'de bir Taoist teşkilât ortaya çıkmıştır. Bu teşkilâtın Papa gibi bir dinî şefi vardır. O, siyasî bir kuvvete de sa­hiptir. Bu dinin büyüycüleri, rahip ve rahibeleri vardır.

Buddizm ve diğer mahallî inançların etkileri sonucu, XII. Yüzyılda "Gerçeği Geliştirme" adı altında bir yenileştirme hareketi ortaya çıkmıştır. Bu hareket, rahiplerin evlerini terketmesi, et yememesi gibi sert kurallar getirmiştir.

Çin'de 1949'daki siyasî harekete kadar iki büyük Taoist mezhep varlığını sürdürmüştür. "Tao'nun Yayılan Birliği" ve "Tao'nun Toplantı Salonu" şeklinde adlandırılan bu iki mezhebe göre Tao, insanın bir bölümünü oluşturduğu evrensel bir enerjidir. İnsan, bu enerjiye boyun eğerek sağlık, zenginlik, çok çocuk ve huzurlu bir hayat elde edebil­mektedir. Bu mezheplerin mensupları, Tao ile bağ kurabilmek için büyü, afsun ve tılsım'a başvurmaktadır. Çeşitli dinlerden tasvirler alıp tazim ve saygı gösterilmiştir. 1957'de Pekin'de "Çin Taoistler Birliği" ku­rulmuştur. [75]

Logged

SİZİ ALDATTIĞIMI DÜŞÜNÜYORSANIZ HAKKIMDA HAYIR DİLEYİN
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: