tanyurd
"YORULUNCAYA KADAR DEĞİL ŞEHİT OLUNCAYA KADAR MÜCADELEYE DEVAM"
MODERATÖR
Allah Razı Olsun
   
Karma: 55
Offline
Mesaj Sayısı: 3960
dünya sürgün yeri bende sürgündeyim
|
 |
« : 02 Eylül 2008, 13:41:36 » |
|
ALLAH'a Hüsnü Zan Etmek Ve Ondan Korkmak
Buhâri ve Müslim'in Câbir (RadıyALLAHü anh) 'den rivayet ettik¬lerine göre, Câbir şöyle demiştir: «Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) ın. vefatından üç Önce işittim ki diyor «Hiç biriniz ALLAH'a hüsn-ü zan etmeden Ölmesin.» tbn-i Ebî Dünya da, Hüsn-ü Zan konusunda aynısını rivayet etmiş ve şunu da ilâve etmiştir: «...Çünkü ALLAH'a sûi zanl arıyla bir millet helak olmuştur. Alla ı (Celle Celâlühü) da onlar için şöyle demiştir «İşte Rabbinize yaptığınız bu zannınızdır ki sizi helak etti. Ne¬ticede hüsrana girenlerden oldunuz.» [1] (ıs) îmam Ahmed, Tirmizi ve îbn-i Mace, Enes (RadıyALLAHü aıtı) den rivayet ettiklerine göre; Resûlullah CSallallâhû Aleyhi ve Sellem) sekeratta olan bir fen¬cin yanma girdi. Sordu i — Kendini nasıl görüyorsun? Dedi: — ALLAH'a Ümidim var ve günahlarımdan korkuyorum. Bunun üzerine Resûlüllah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu j — Böyle bir makamda, kulun kalbinde timid ve korku birleşin¬ce ALLAH, ümid ettiğini verir ve korktuğundan onu emin kılar. O bu şekilden başka ölmez Hakîm-İ Tirmizi, «Nevadir el-UsuUda Hasan'dan rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir: Bana Resûlüllah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) dan şöyle bir ha¬dis ulaştı: Rabbiniz: «Ben kulumun kalbinde iki korku ve iki emniyeti toplamam. Kim (dünyada benden korksa,. Âhirette' onu emniyette bırakırım. Kim dünyada benden (azabımdan) eminse, âhirette onu korkuda bırakı¬rım,» buyurdu. Ebû Nuaym, Şeddâd. bin Evs'in hadisinden bitişik bir senedi ay¬nısını rivayet etmiştir. İbn-i Mübarek, ibn-i Abbas'dan rivayet ettiğine göre şöyle demistir: Adamda ölüm belirtilerini gördüğün zaman, onu müjdeleyin ta ki ALLAH'a hüsnü zan ederken Rabbine kavuşsun Adam sağlam ise onu korkutun... Ibn-i Asakir, Enes (Radiyalîahû anhVden rivayet ettiğine göre, Resûlüllah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) : «ALLAH'a hüsn-ü zan etmeden hiçbiriniz ölmesin. Çünkü ALLAH'a hüsnü zann cennetin fiyatıdır.» îbn-i Ebi Dünya, İbrahim en-Nahas'dan rivayet ettiğine göre, Şöy¬le demiştir: «Eskiler, ölüm anında kul, Rabbine hüsn-ü zan etsin diye, güzel amellerini ona telkin etmeyi mustahap sayıyordular.» îbn-i Ebi Şeybe, Musannef de îbn-i Mes'ud'dan rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir: «Ondan başka ilâh olmayan ALLAH'a yemin ederim ki ALLAH'a hüsnü zan eden herkes, hüsnü zannıyla muamele görür. îmam Ahmed, Vâile (RadıyALLAHû anha) 'den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah iSallaîlâhû Aleyhi ve SellemVdari şunu işittim: «ALLAH, diyor. 'Ben abdimin zannı yanındayım (Ona Öyle mua¬mele ederim), istediği gibi beni zannetsin'» Imam-ı Ahmed, Ebû Hüreyre (RadıyALLAHû anh)'den rivayet et¬tiğine göre; Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: ALLAH buyurdu kij 'Kulumun zannı gibiyim. İstediği gibi beni zannetsin. İyi zannetse kendisi içindir. Kötü zannetse yine kendisi içindir Muâz bin Cebel (RadıyALLAHû anh) 'den rivayet edildiğinfe göre; Resûlullah (Sallaîlâhû Aleyhi ve Sellem) : — «İsterseniz kıyamet gününde ilk evvel Allanın müminlere ve müminlerin ALLAH'a dediklerini size haber vereyim,» buyurdu. Biz — Evet yâ ResûluHah istiyoruz, dedik. Resûlullah buyurdu: — ALLAH, inüminlere, «bana kavuşmayı istemliydiniz,» buyuruj yor. Onlar da: «Evet ey Rabbimiz» diyorlar. Sonra ALLAH soruyor «Neden?» OnlarSenin af ve mağfiretini umuyorduk» diyorlar. Bunun üzferine ALLAH: «Öyle ise mağfiretim size vacip oldu» buyuruyor îbn-i Mübarek, Ukbe bin Müslim (RadiyALLAHû anh) 'den rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir; «Kulda ALLAH'a kavuşma isteğinden daha sevimli hiç bir haslet yoktur.» îbn-i Ebi Dünya ve Beyhaki, 'Şüab-x İman'da ve îbn-i Asakİr, Ebu Unıame'nin arkadaşı Ebu Galip'ten rivayet ettiklerine göre şöy¬le demiştir: «Samda İdim. İnsanların en iyilerinden Kays'lı bir adamın yanı¬na gittim. Ona muhalif bir kardeşi oğlu vardı. O, ona emreder» sa-kındırır, döver, fakat yine de ona itaat etmezdi. Bu genç hastalandı. Amcasına haber gönderdi. Amcası gelmeyeceğini belirtti. Bunun üze¬rine ben amcasını yanına götürüp içeri soktum. Başladı ona sövme¬ye. Ve: «Ey ALLAH'ın düşmanı sen değil miydin böyle böyle yapan.» dedi. Genç de şöyle demeye başladı: — Ey amca, eğer âhirette, ALLAH işimi anama bıraksa bana ne yapar? Amcası: . — VALLAHi seni Cennete sokar, dedi. Genç: — VALLAHi ALLAH bana anamdan daha fazla şefkatlidir, dödi. Ve ruhu ka.bzedüdi. Amcası onu defnetti. Taşları düzeltirken oir taş düştü... Bunun üzerine kalkıp bekledi. Dedim . — Ne yapıyorsun Dedi — Kabri nur ile doldu ve göz alamayacak kadar genişledi... İbn-i Ebi Dünya, ve Beyhaki, .Şuab-i İman'da Humeyd'den rivı yet ettiklerine göre, şöyle demiştir: «Kötü bilinen bir kızkardeşimin oğlu vardı. Hastalandı, anasına gönderdim. Sonra anasını ziyarete gittim. Baktım baş ucunda ağlı¬yor. Oğul: «Yâ dayı neden anam ağlıyor,» dedi. Ben «Seni böyle gördüğü için,» dedim. O «Bana acımıyor mu?» dedi. Ben: «Evet acıyor.» dedim. O: İşte, ALLAH ondan daha fazla bana rahmet eder.» Sonra vefat ettiğinde onu başkasıyla beraber kabre indirdim. Taşları düzeltmeye başladım. Kabrinin içine aktım, göz alamayacak kadar genişti. [2] Arkadaşıma «gördüğümü gördün mü» dedim. O, «Evet, sana müjde» dedi. Humeyd, şöyle demiş: Zannediyorum ki onun bu durumu, seke-ratta, söylediği bir iki kelimeden dolayıdır. [3]
[2] Buradaki genişlik âlem-1 misâl ve mana ile ilgili genişlik olduğundan o zât kalp gözüyle o genişliği görmüştür. Mütercim. [3] İmam Celaleddin Es-Suyuti, Kabir Alemi, Kahraman Yayınları: 54-58.
|