Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Küresel Kurtuluş için Kalbi Arınma Planı- - Şükrüllah DOLU  (Okunma Sayısı 1263 defa)
tanyurd
"YORULUNCAYA KADAR DEĞİL ŞEHİT OLUNCAYA KADAR MÜCADELEYE DEVAM"
MODERATÖR
Allah Razı Olsun
*****

Karma: 54
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3963


dünya sürgün yeri bende sürgündeyim


WWW
« : 11 Ocak 2009, 17:11:19 »

   


Küresel Kurtuluş için
'Kalbi Arınma' Planı
Şükrullah DOLU



Küresel Kurtuluş için Kalbi Arınma Planı




Çevre kirliliği insan ruhundaki kirliliğin dışavurumundan başka bir şey değildir. ‘Yaşamak için tüketmek’ yerine ‘Tüketmek için yaşama’ felsefesinin trajik sonuçlarıyla karşı karşıyayız. Dolayısıyla küresel kurtuluş için bizi bu noktaya getiren eylemlerimizi değiştirmemiz gerekir. İnsanı ve onun tabiatı kullanımını aslına uygun olarak yeniden tanımlamalıyız. İnsanı tüketim çılgını yapan duygulardan arındıracak, “Küresel Arınma Planı”nı hayata geçirmeliyiz.


Küresel kirliliği ve ona bağlı olarak ortaya çıkan küresel ısınmayı bütün şiddetiyle yaşadığımız şu yıllar Hadid suresinin bir tecellisi gibi geliyor insana. Sözünü ettiğim surenin 20 ayetinde mealen şöyle buyuruluyor: “Bilesiniz ki, dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve birbirlerinizle övünmeniz, servet ve çoluk çocuk yarışı yapmanızdan ibarettir. Tıpkı bir sağanak yağmur gibi. Ekinleri çıkarması çiftçiyi sevindirir. Sonra bakarsın ekinler sararmış ve ardından çer-çöp oluvermiş. Ahirette ise ya şiddetli bir azap, ya da ALLAH’ın bağışlaması ve rızası vardır. Dünya hayatı aldanmışların servetidir.” Evet, bilimin ekonominin hizmetine girmesiyle gelişen süreçte teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişti, göz kamaştırıcı sonuçlar ortaya çıkardı. Teknoloji tıpkı bir sağanak yağmur gibi girdi hayatımıza, yaşadığımız dünyaya yeni bir şekil verdi. Her şey değişti, yeni bir biçim kazandı. Ancak gelinen noktada görüyoruz ki bu toplamda bir gelişme değil, kısmi bir gelişmeymiş. Çünkü iklim değişimi nedeniyle ayette de görüldüğü gibi ekinler sararıyor ve ardından çer-çöpe dönüveriyor.

Gerileten Gelişme
İklim değişimi; besin üretimi, içme suyu kaynakları ve sürdürülebilir kalkınma için bir tehdittir. Deniz düzeyinin yükselmesi, aşırı doğa olayları ve çölleşme, özellikle yoksul ülkelerde yaşayan milyonlarca insan için büyük bir tehlike oluşturmaktadır.
'Küresel İklim Değişikliği' isimli konferansta konuşmak üzere geçtiğimiz Haziran ayında İstanbul’a gelen ABD eski Başkan Yardımcısı Al Gore, sanki Hadid suresinin nasıl tecilli ettiğini anlatıyor gibiydi. 2004 yılında ABD'de çok ciddi büyüklükte fırtınalar yaşandığını, Japonya'da meydana gelen tayfunların 10 kat arttığını, Brezilya'da ilk kez bir kasırga meydana geldiğini söyleyen Al Gore, ABD'de hortum rekoru kırıldığını dile getirdi. Al Gore, "2005 yılı ABD için önemliydi. Bir çok kasırga yaşadık. Emily, Dennis kasırgası gibi. Dennis kasırgası dünyanın en büyük petrol platformlarından birini vurdu. Katrina Kasırgası Florida'yı vurdu. Milyonlarca dolarlık zarar yol açan Katrina Kasırgası 12 kişinin ölümüne yol açtı. Devam eden kasırga New Orleans'ı yerle bir etti. 22 ay geçti kasırganın üzerinden ancak 150 bin kişi hâlâ evlerine dönemedi. New Orleans'ın hali halen kötü durumda. Katrina Kasırgası'ndan sonra dünyanın en büyük kasırgası olan Wilma Kasırgası yaşandı. Wilma yatışmamışken bir başkası yaşandı. Zeta Tropikal Kasırgası meydana geldi. 1970'lerden bu yana Atlantik ve Pasifik'te meydana gelen kasırgaların sayısı yüzde 50 oranında arttı. Hindistan'da meydana gelen selde 4 milyon insan evsiz kaldı. Çin sellerin en uzun yaşandığı bir ülkedir. Buralarda sel yaşanırken kuraklık da yaşanıyor. Bazı bölgelere yağmur daha az düşmekte olduğu görülüyor. ABD'de hem sıcaklık hem de kuraklık artıyor. Türkiye'de de sıcaklık ve kuraklığın arttığı tespit edildi. Tarım alanları için tam bir felaket yaşanma ihtimali var" şeklinde konuştu. Sıcaklıkların artmasının bazı virüslerin yeniden etkili olmasına neden olduğunu balirten Al Gore, 30 yeni hastalığın dünyada görülmeye başladığını anlattı. Hastalıkları ortadan kaldırıp ölümsüzlüğü hedefleyen insanlık için şok edici bir gelişme… Kısacası ilerleten değil, gerileten bir gelişmeyle karşı karşıyayız.

‘1 Milyar İnsan Göç Edecek’
İngiliz insani yardım kuruluşu Christian Aid, yayımladığı raporda, 2050 yılına kadar en az 1 milyar insanın küresel ısınmanın sonuçları yüzünden göç edeceği uyarısında bulundu. Küresel ısınmanın yol açacağı çatışmalar ve mevcut doğal felaketlerin bir sonucu olarak 2050 yılına kadar en az 1 milyar insanın evlerini terk etmesinin beklendiğini belirten kuruluş, 21. yüzyılda hızla artan göç dalgasına dikkat çekerek, "Çatışmalar, doğal felaketlerle barajlar ve madenler gibi büyük kalkınma projeleri yüzünden evlerini terk eden insanların sayısı şimdi bile şaşırtıcı bir artış eğilimindedir" açıklamasını yaptı.

Kuraklıktan 4 Milyon Kişi Göç Etti
Çin'in güneybatısındaki Sichuan bölgesinde, bu sevimli kazın yürüdüğü yerde eskiden bir gölet vardı. Ancak uzun süreli kuraklık ve yüksek sıcaklıklar nedeniyle gölet tamanen kurudu ve geriye de çatlamış topraktan başka bir şey kalmadı. Susuzluk yüzünden tam 4 milyon insan bölgeyi terk ederek yağış alan yerlere taşındı.

Sıra Kutupları Paylaşmada
Dünyanın keşfedilmemiş petrol yataklarının üçte birine sahip kutupta 10 milyar tondan fazla petrol ve gaz olduğu sanılıyor. Petrol, doğal gaz başta olmak üzere elmas, gümüş, uranyum ve çinko yatakları bulunan Kuzey Kutbu kime ait? Suların ısınmasına yol açan işte bu soru. Petrol kaynaklarının tükendiğini gören bölge ülkeleri, kutupta hak iddia yarışına girdi. Kanada Başbakanı Stephan Harper konuyla ilgili sert bir açıklama yaparak; “Antartika’daki egemenliğimizi korumak için her şeyi yaparız” dedi. Harper, 7 milyor dolarlık askeri devriye ve keşif projesi başlattıklarını kaydetti.

Hepsi Hak İddia Ediyor
ABD: Petrol kaynaklarının en fazla 10 yılı var. Bu yüzden kutup onlar için de kritik önemde.
Rusya: Yasaya göre 12 mil deniz, 200 mil de doğal kaynak keşif sınırı var. Rusya da, ‘Deniz altından, Antartika’nın bir fay hattıyla kendisine bağlandığını’ iddia ediyor. Lomonosof hattının bağlantısını ispatlamak için bilim ekibi kurdu. Dünyanın en büyük doğal gaz rezervlerine sahip. Petrolde ise ikinci… Ancak petrolü 20 yıl içinde bitecek.
Norveç: Norveç de kutupta hak iddia ediyor. 7 yıllık petrol kaynağı var. Doğal gaz ihracatında üçüncü sırada. Danimarka: Kuzey Kutbu’nun denizin altından Grönland’a bağlandığını, dolayısıyla da kendilerine ait olduğunu iddia ediyor. İspatlamak için 25 milyon dolar bütçe ayırıp bilimsel çalışma başlattı.

Slogan ve Konserle Dünya Kurtulur mu?
Suyun bulunmadığı, oksijenin olmadığı bir dünyada yaşamak mümkün olmadığına göre bizi bu sonuca getiren süreci ve faktörleri ciddi ciddi irdelememiz gerekiyor. Esasında yaşadıklarımız mevcut paradigmanın iflasının bir göstergesi. Çünkü ilerleme, gelişme derken bir de gördük ki, hayatın temel faktörleri yok oluyor. O halde bir kurgu hatasıyla karşı karşıyayız. Diğer bir ifadeyle tabiatı yanlış kullanımın sonuçlarıyla yüzleşmiş durumdayız. Kutup ayısının biz buz parçası üzerindeki çaresizliğini reklamlarında kullanan büyük bir banka, “Bunu biz yaptık” diyerek insanlık adına bir itirafta bulunuyor, ancak bu durumu bile bir reklam malzemesi yaparak bildik pazarlamasını yapıyor. Öte yandan Temmuz 2007’de büyük iddialarla dünya çapında gerçekleştirilen ‘Live Earth’ konserleriyle dünya kurtarılmaya kalkılıyor. “Bunu biz yaptık” itirafı yerinde bir tespit ancak slogan ve konserle dünyanın kurtarılamayacağı da bir gerçek.

İnsanlığa Arınma Terapisi Uygulanmalı
Failsiz/öznesiz bir fiili/eylemi algılamak, çözümlerek mümkün olmadığı gibi insanlığın karşı karşıya kaldığı bu feci durumu da failsiz/öznesiz anlayamayız, çözümleyemeyiz. Reklamda da ifade edildiği gibi bunu insanlık, insanlar yaptı. Yani fail/özne insan, insanlık. O halde insanoğlu bunu nasıl yaptı, onu hangi faktörler kendi hayat sahasını daraltmaya yönlendirdi? İşte cevabı bulunması gereken kritik sorular bunlar. Bu sorular araştırıldığında görülecektir ki, esasında kirlenen insanın kendisidir. Çevre kirliliği insan ruhundaki kirliliğin dışavurumundan başka bir şey değildir. Araçları amaç haline getirmenin trajik sonucunu yaşıyoruz. ‘Yaşamak için tüketmek’ yerine ‘Tüketmek için yaşama’ felsefesinin sonuçlarıyla karşı karşıyayız. Mevcut anlayışa göre ‘Gelişme’yi kişi başına tüketim miktarlarıyla tanımlıyoruz. ‘Gelişmiş’ ülkelerin başında gösterilen ABD, ‘Tüketmek için yaşama’ anlayışının öncülüğünü yapıyor.
Bir ABD’li günde 2,5 kg çöp üretiyor. 54 milyon obez (Aşırı şişman) bulunun ABD’de yılda 300 bin kişi obeziteye bağlı hastalıklardan ölüyor. Milyonlarcası da obezite kökenli psikolojik rahatsızlık geçiriyor. Bu yüzdendir ki, aşırı şişman ve rahatsız kişilerin ülkesi olarak da tanımlanıyor. Ancak bu durum sadece ABD ile sınırlı değil. Aynı yolda yürüyen hemen hemen bütün toplumlar aynı yolun yolcusu gibi gözüküyor. İstanbul’da bir kişinin ürettiği günlük çöp miktarı ortalama 1.5-2.0 kg seviyesinde. ‘Gelişmeyi’ yakalamak üzereyiz! Kişi başına günlük çöp üretiminde dünya ortalaması ise 400 gram civarında.
Küresel kurtuluş için bizi bu noktaya getiren eylemlerimizi değiştirmemiz gerekir.
İnsanı ve onun tabiatı kullanımını aslına uygun olarak yeniden tanımlamalıyız. İnsanı tüketim çılgını yapan duygulardan arındıracak, “Küresel Arınma Planı” geliştirmeliyiz. Bir terapi programı olarak hayata geçirmeliyiz. Bunun nasıl gerçekleşeceği ile ilgili olarak farklı görüşler aldık. İlerleyen sayfalarda bunları görebilirsiniz.

Türkiye Haritası Değişecek
TBMM Küresel Isınma Komisyonu'na sunulan rapor, Türkiye'yi bekleyen tehlikeleri gözler önüne serdi. Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı "Türkiye'yi ne bekliyor" raporuna göre; Türkiye'de denizler ve sıcaklıklar yükselecek. Taşkın, sel ve erozyonlar artacak. İşte raporun ana hatları:

    * 1901 ile 2000 yılları arasında sıcaklık 2 derece arttı. Yağışlar ortalama yüzde 10 düşüş gösterdi.
    * 2030'da Türkiye kurak ve sıcak bir iklimin etkisine girecek. Sıcaklıklar kışın 2, yazın da 2-3 derece artacak.
    * İstanbul başta olmak üzere, büyük kentlerde yazın gece sıcaklıkları yükselecek.
    * 2071 ile 2100 yılları arasında Samsun-Adana hattının batısı 3-4 derece, doğusu ise 4-5 derece ısınacak.
    * Türk karasuları 12 - 18 cm. yükselecek, sahil kentlerinde taşkınlar ortaya çıkacak, bu da haritayı değiştirecek.

Arınma Okulu Tasavvuf
Tasavvufun İslâm’ın bir terbiye okulu olduğunu ve bu okulun Kalbî arınmayı sağladığını belirten Ahmet Taşgetiren, şöyle devam ediyor: “…Tasavvuf İslâm’ı güzel yaşama gayreti. Yaratıcının gözetimini her an üzerinde hissetme ve O’nun hoşnud olacağı bir kişilik sergileme çabası. Tasavvuf ALLAH Resulü’nün güzel örnekliği ile buluşma, O’nun ahlâkı ile ahlâklanma cehdi.
Böyle bir kişiliğin ‘Rahmet insanı’ olmaktan başka hâli olamaz. Çünkü Rahman ve Rahim olan Rabbin nazarı altında yaşıyorsunuz. Eksiklikleriniz olsa bile, en azından o yoldasınız, o niyet içindesiniz, o olmaya çaba gösteriyorsunuz. Bu çaba, tasavvuf dilinde bir yolda (tarik) yürüyüş gibi değerlendiriliyor ve ‘seyrü süluk - tasavvufi yolculuk’ olarak niteleniyor.
Bu yolculuk esnasında kalbî arınma, nefis tezkiyesi olarak da somutlaşıyor. İnsanın içindeki iyiliğe (Takva) ve kötülüğe (Fücur) yöneliş potansiyeli, kalbe verilen emek sonucu takvaya doğru seyrediyor, insan, ayağını kaydıran benmerkezcilikten, riyaset tutkusundan, mal sevgisinden, sapkın arzulardan... arınıyor, arınıyor, kişilik kıvamı ALLAH’tan gelen her şeye razı olmak gibi bir teslimiyete ulaşıyor.”
(Aksiyon, Sayı:616-25.09.2006)[/size][/color]


kasrı arifan dergisi ekim 2007
« Son Düzenleme: 12 Ocak 2009, 15:53:08 Gönderen: tanyurd » Logged


Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: