Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: İSLAM VE İSLAM'IN ŞARTLARI  (Okunma Sayısı 7700 defa)
ekrem
Dua'ya layık
**

Karma: 3
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 158


« : 22 Eylül 2008, 13:58:44 »

İSLAM VE İSLAM'IN ŞARTLARI
    İslam, Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve sellem.)'in ALLAH'tan aldığı kesin olarak bilinen dini emir ve yasakları kalb ile doğrulayıp, bu emir ve yasakların gereği olan iş ve davranışları yapmaktır.
    İslam'ın şartları beştir:
    1. ALLAH'tan başka hiç bir ilah olmadığını, Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve sellem.)'in ALLAH'ın kulu ve elçisi olduğunu kesin surette bilmek ve bunan inanmak. (Kelime-i Şehadet getirmek. - İman nedir? Nasıl İman Edilir? bölümüne bakınız!- )
    2. Namaz kılmak.
    3. Ramazan orucunu tutmak.
    4. Zekat vermek.
    5. Haccetmek.

   MÜKELLEF
   Mükellef Kime Denir?
    Erginlik çağına gelen akıllı insanlara mükellef denir.
    Mükellef, dinin emirlerini yapmak ve yasaklarından sakınmakla sorumludur. Mükellef sayılmak için insanda iki şartın bulunması gerekir;
    1– Akıllı olmak,
    2– Erginlik çağına gelmek.
    Akıllı olmayan deliler ile erginlik çağına gelmemiş çocuklar mükellef değildirler.
    Erginlik (büluğ) çağı, çocukların vücut yapılarına ve iklim şartlarına göre değişir. Erginlik erkek çocuklarında oniki ile onbeş, kız çocuklarında dokuz ile onbeş yaşları arasında olur. Onbeş yaşını bitirdiği halde kendisinde erginlik belirtileri görülmeyen çocuklar erkek olsun, kız olsun erginlik çağına gelmiş sayılır ve dinin emir ve yasaklarına uymakla sorumlu olurlar.

Mükellefle İlgili Hükümler
Mükellefle ilgili hükümler sekizdir. Bunlara "Ef'al-i Mükellefin" denir:
   1) Farz:
    Dinimizce, yapılması kesinlikle emredilen şeye farz denir. Namaz kılmak, oruç tutmak ve zekât vermek gibi.
Farzın Hükmü: Farz olan görevleri yapan, karşılığında sevab kazanır. Özürsüz olarak yapmayan azabı hak etmiş olur. Farzı inkâr eden dinden çıkar.
   Farz İki Çeşittir:
a) Farz-ı Ayın: Her mükellefin yapması gereken farz demektir. Beş vakit namaz kılmak gibi.
b) Farz-ı Kifaye: Bazı mükelleflerin yapması ile diğerlerinin yapması gerekmeyen farz demektir. Cenaze namazı kılmak gibi. Bazı müslümanlar bir ölünün cenaze namazını kılarsa farz olan görev yerine getirildiğinden, diğer müslümanların ayrıca o ölü için cenaze namazı kılmaları gerekmez.
   2) Vacib:
    Farz kadar kesin olmamakla beraber kuvvetli bir delil ile yapılması emredilen şeye vacib denir. Bayram namazı kılmak, fıtır sadakası vermek ve kurban kesmek gibi.
Vacibin Hükmü: Vacipleri yapan sevab kazanır. Özürsüz olarak yapmayana azap gerekir.
   3) Sünnet:
    Farz ve vacipten başka Peygamberimizin ibadet niyetiyle yaptığı şeye sünnet denir.
    Sünnet İkiye Ayrılır:
a) Sünnet-i Müekkede: Peygamberimizin çoğu zaman yaptığı, pek az terkettiği sünnete Sünnet-i Müekkede denir. Sabah, öğle ve akşam namazlarının sünnetleri gibi.
b) Sünnet-i Gayri Müekkede: Peygamberimizin ara sıra yaptığı sünnete Sünnet-i Gayri Müekkede denir. İkindi namazının sünneti ile yatsının ilk sünneti gibi.
Sünnetin Hükmü: Sünnetleri yapan sevab kazanır. Peygamberimizin şefaatine nâil olur. Sünneti bile bile terk edenler azarlanır.
   4) Müstehab:
    Peygamberimizin bazen yapıp, bazen de yapmadığı şeye Müstehab denir. Kuşluk namazı kılmak gibi.
Müstehabın Hükmü: Müstehab olan şeyleri yapan sevab kazanır, yapmayan azarlanmaz.
   5) Mübah:
    Mükellefin yapıp yapmamakta serbest olduğu şeylere mübah denir. Oturmak, yürümek ve uyumak gibi.
Mübah'ın Hükmü: Mübah'ı yapan sevap kazanmaz, yapmayan da günah işlemiş olmaz.
   6) Haram:
    Dinimizce yapılması kesin olarak yasaklanan şeye Haram denir. Haksız yere adam öldürmek, hırsızlık yapmak, içki içmek, kumar oynamak, domuz eti yemek, anne ve babaya karşı gelmek gibi.
Haramın Hükmü: Haramı işleyen kimse ceza ve azabı hak etmiş olur. ALLAH korkusundan dolayı haramdan kaçınan sevab kazanır. Haramı inkâr eden dinden çıkar.
   7) Mekruh:
    Haram kadar kesin olmamakla beraber, dinimizce yapılmaması istenen şeye mekruh denir.
   Mekruh İkiye Ayrılır:
a) Kerahet-i Tahrimiyye=Harama Yakın Mekruh: Vacipleri yerine getirmemek gibi.
Hükmü: Böyle bir mekruhu işlemekten sakınan sevab kazanır. Yapan günah işlemiş olur.
b) Kerahet-i Tenzihiyye=Helâla Yakın Mekruh: Sünnet ve müstehapları yapmamak gibi.
Hükmü: Bu gibi mekruhlardan sakınanlar sevab kazanır, işleyenlere ceza gerekmez.
   Cool Müfsid:
    Başlanmış olan bir ibadeti bozan şeylere denir. Namaz kılarken konuşmak, oruçlu iken bilerek yiyip içmek gibi. Konuşmak namazı,yiyip içmek de orucu bozar.
Hükmü: Özürsüz olarak ve bile bile ibadeti bozmak azabı gerektirir.
Logged
sözler
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 21 Ekim 2008, 23:20:11 »

ALLAH razı olsun İNŞALLAH.
Logged
DaĞoĞlUu
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 22 Ekim 2008, 13:43:12 »

ALLAH razı olsun
Logged
tevhit06
Okur
*

Karma: 1
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 20


« Yanıtla #3 : 17 Mart 2009, 12:57:56 »

Peygamber  Efendimiz bir hadislerinde '' İslam beş esas üzerine kurulmuştur '' diyor. İslamın şartı beş demiyor, şart demek olmazsa olmaz demektir. Fakir zekat veremiyor,Haccedemiyor, Hasta oruç tutamıyor, tembel namaz kılmıyor. Bunlar islamın (şartlarını) esaslarını eksik yapıyorlar, bunların durumu ne olacak, diye sorsam, dersinizki ilmihal kitaplarında bunlara göre hükümler var. Evet var tembel namaz kılmıyor bu islam değilmi.İSLAM. çünkü islamın olmazsa olmazlarından  biri eksik yani, bunu bir otomobil üzerinde misal verirsek; otomobilin olmazsa olmazlarından yani yürüyebilmesi için şartlarını sıralarsak 1 Motor, 2 Yakıt, 3 Tekerlek, 4. sase, 5  sürücü. Bir otomobilin yürümesi için bu beş olmazsa olmaz olacak,  4 şey tamam sürücü yoksa otomobil yürümez, yine 4 şey tamam yakıt yok yine otomobil yürümez, yakıt var motor yok yine yürümez. bu beş şart denen bir müslümanın yapması gereken vazifeleridir. Muhakkak yapacak. Yapmazsa ne olur. Öbür tarafta fakir olur, yani cennette fakir olur, biz bu kısa ömürlü dünyada, fakirliğe razı olmuyoruz da o sonsuz cennet ömründe neden fakirliğe razı olalım. onun için ibadetlerimizi ve vazifelerimizi noksansız yapmamız lazımdır. Kişi İmanıyla cennete girer, ibadetleriylede cennetde derece alır. İslamın esaslarından bazılarını noksan yapan, cennete yine gider ama fakir olur. Birde şu var kişi günahı kadar cehenneme gider yanar cezasını öder ondan sonra cennete gelir, yok öyle bir şey. ya kişi imansızdır cehenneme gider, ya imanlıdır cennete gider.
Logged
tanyurd
"YORULUNCAYA KADAR DEĞİL ŞEHİT OLUNCAYA KADAR MÜCADELEYE DEVAM"
MODERATÖR
Allah Razı Olsun
*****

Karma: 54
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3963


dünya sürgün yeri bende sürgündeyim


WWW
« Yanıtla #4 : 17 Mart 2009, 17:23:12 »

Birde şu var kişi günahı kadar cehenneme gider yanar cezasını öder ondan sonra cennete gelir, yok öyle bir şey. ya kişi imansızdır cehenneme gider, ya imanlıdır cennete gider.

bunu  söylerken neye  dayanarak  söylüyorsunuz..  din akaidi okuduysanız bunu  çok  basit bir  şekilde anlamanız  gerek..   kişi  günah  işlemişse  önce  günahı  kadar  cezasını  cehennemde  öder  ondan  sonra  cennete  gider..


1. Ebu Said'den: Resulullah (sav) buyurdular ki:

"Hakkıyla cehennemlik olan cehennemlikler var ya, onlar cehennemde ne ölürler ne de yaşarlar. Lakin günahları -yahut hataları denmiştir- sebebiyle ateşe duçar olan bir kısım kimseler vardır ki, ateş onları tamamen öldürür. Yanıp kömür olduktan sonra, kendilerine şefaat edilme izni verilir. Böylece grup grup getirilirler ve cennet nehirlerine dağıtılırlar. Sonra: "Ey cennet ehli! Bunların üzerlerine su dökün" denilir. Bunlar, sel yatağında biten bir ot gibi yeniden biterler."
Müslim, İman 306, (185)

bu  konuda  daha geniş  kaynaklara  ihtiyacınız  varsa  üzerinde çalışırız  İNŞALLAH
Müslim, İman 306, (185)
Logged


tanyurd
"YORULUNCAYA KADAR DEĞİL ŞEHİT OLUNCAYA KADAR MÜCADELEYE DEVAM"
MODERATÖR
Allah Razı Olsun
*****

Karma: 54
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3963


dünya sürgün yeri bende sürgündeyim


WWW
« Yanıtla #5 : 17 Mart 2009, 17:32:29 »

ـ2ـ وعن أبى سَعيدِ سَعْدِِ بن مالك بنِ سِنانٍ الخُدْرىِّ رضى اللّه تعالى عنهما أن النبي # قال: ]يَخْرُجُ مِن النَّارِ مَنْ كَان في قَلْبهِ مِثقالَُ ذَرَّةٍ مِن إيمانٍ[ قال أبو سعيد ]فَمَنْ شكَّ فليقرأْ: إن اللّهَ  يظلمُ مثقالَ ذرَّةٍ[ أخرجه الترمذى وصححه.

 

2. (2)- Ebu Sa'îd İbnu Mâlik İbni Sinân el-Hudrî (radıyALLAHu anh) hazretleri demiştir ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular:

"Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır."

Ebu Sa'îd der ki: "Kim (bu ihbarın ifade ettiği hakikatten) şüpheye düşerse şu ayeti okusun: "ALLAH şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz..." (Nisa: 4/40).[4]




AÇIKLAMA:

 

Önceki hadisle ilgili açıklamanın son kısmında temas edildiği üzere, Ehl-i Sünnet akidesine göre, bir kimse mü'min olarak son nefesini verebildiği takdirde ebedî olarak cehennemde kalmayacaktır. Her günahkâr mutlaka cehenneme gidecektir de denemez, çünkü ALLAH dilediğini affeder. Affa mazhar olamayanlar günahı miktarınca cezasını çeker. Ancak, mü'min idiyse, yeri ebedî cehennem değildir. Hadisi rivayet eden sahâbî, bu müjdeli haberde tereddüde düşeceklere bir ayeti delil olarak göstermektedir.


kütüb-i sitte  Tirmizî Sıfatu Cehennem: 10, (2601). Tirmizî hadis için "sahihtir" demiştir. İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 2/200.
« Son Düzenleme: 17 Mart 2009, 17:35:34 Gönderen: tanyurd » Logged


aktas
Okur
*

Karma: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1


« Yanıtla #6 : 16 Mayıs 2010, 16:11:02 »

Selamün Aleyküm Arkadaşlar
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: