Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: YASİN SURESINI TANIYALIM 1. BOLUM  (Okunma Sayısı 202 defa)
duet
Dua'ya layık
**

Karma: 1
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 223


« : 01 Ocak 2009, 23:48:08 »

YÂSÎN SÛRESİ
 
       Mushaf’taki sıralamaya göre kitabımızın 36., nüzûl sıralamasına göre 41., mesânî kısmının birinci sûreler grubunun 8. ve son sûresi olan Yâsîn sûresi, Mekke’de nâzil olmuştur. Âyetlerinin sa-yısı 83’dür.

 
“Rahmân ve Rahîm olan ALLAH’ın adıyla”
 


Hamd yalnız ve yalnız âlemlerin Rabbi olan ALLAH’a mahsustur. Salât ve selâm ALLAH’ın Rasûlüne ve O’nun pâk aile halkına ve ashabına olsun. Rabbi-miz bizden kabul buyur. Çünkü sen her şeyi işitensin, her şeyi bilensin.

 
            Huruf-ı mukatta ile başlayan, ilk âyetini kendisine isim almış, Mekke’de nâzil olmuş, tevhid, âhiret ve risalet konularını en güzel bir biçimde anlatan 83 âyetlik bir sûreyle karşı karşıyayız. Kitabımızın tertip sırasına göre 36. sırasına, nüzûl sırası itibariyle de 41. sırasına yerleştirilmiş bir sûre.  On iki ve kırk beşinci âyetlerinin Medine'de na-zil olduğuna dair rivâyetler vardır.

 

Yâsin sûresi, ilk âyetinde bulunan yâ ve sin harflerinden dolayı bu ismi almıştır. Bununla berâber "Azime", "Muimme", "Müdafi'ai ka-diye" ve "Kalbu'l-Kur'an" isimleri de kullanılmıştır. Kalbu'l-Kur'an, Kur'-an'ın kalbi, Müdafi'a-i kadiye, sahibinden (onu okuyan ve onunla amel eden kişilerden) her türlü fenalığı defeden, Muimme, sahibine dünya ve âhiretin hayatını kazandıran, ondan dünya ve âhiretin korkularını gideren ve Azime ise, sahibi ALLAH'ın yanında şerefli olarak zikredilen demektir.

Yâ ve sin harflerinin ne demek olduğu hakkında, alimlerin farklı yorumları vardır. Fakat bu iki harfin gerçek manasını ALLAH bilir.

Sûrenin fasılaları kısadır. Sûrede etkili ve seri ikazlar bulunmaktadır. Âyetleri kısa cümleler halindedir. Sûrenin her yerinde insan kalbine etkili olan ikaz ve uyarılar bulunmaktadır.

Yasin sûresinin ilk ve en önemli hedefi, İslâm inancının esaslarını kurmaktır. Onun için sûrenin ilk âyetlerinde peygamberlik ve Kur'an'ın önemi işlenmiştir:

"Yâsin. Hikmetli Kur'an'a and olsun. Sen elbette gönderilmiş elçilerdensin. Dosdoğru bir yol üzerinde, yani üstün ve çok merhametli ALLAH'ın indirdiği (Kur'an yolu) üzerindesin" (1-4).

Yüce ALLAH bu âyetlerde, sûreye, isim olan yâ ve sin harfleriyle bir de Kur'an'la yemin ederek Hz. Muhammed (s.a.s)'in peygamberliğini ve onun doğru yolda olduğunu bildirmektedir.

Ondan sonra bu sûrede, kendilerine gönderilen peygamberleri dinlemeyen, yalanlayıp karşı çıkan kasaba halkının uğradığı kötü sonuç dile getirilmiştir. Sûrenin sonuna doğru tekrar peygamberlikten ve Hz. Muhammed (s.a.s)'den bahsedilmiştir.

Mekke'de nâzil olan diğer sûrelerde olduğu gibi, Yâsin sûresinde de imân ve itikatla ilgili hususlar işlenmiştir. Sûrede bilhassa kı-yâmet sahnelerinden, daha önce gelip geçen insanlarla ilgili ibretli kıssalardan, Yüce ALLAH'ın varlığını, birliğini, üstün gücünü ve kuvvetini ifâde eden olaylardan bahsedilmektedir. ALLAH'ın kuvvet ve kudretini gösteren, ölü toprakların yeşerip hayat bulması, günün batmasıyla karanlığa gömülen gecenin manzarası, kendi yörüngesinde yoluna devam eden güneşin görünümü, sonunda kuru bir hurma dalı haline dönünceye kadar konaklara yavaş yavaş uğrak yapan ayın durumu, insanları ve çeşitli yükleri gemilerin sular üzerindeki taşıma gücü ve daha nice ibretli manzaralar, aklı eren insanların düşüncelerine sunulmuştur. Cennet ve cehennem haber verilmiştir.

Yâsin sûresinin sunduğu bu mesajlar arasında, öldükten sonra dirilme olayı, yani âhiret hayatı, ağırlık noktasını teşkil etmektedir. Çünkü âhiret inancı, sosyal bir varlık olan insanın hayatında son derece önemli bir rol oynamakta ve etkili olmaktadır. Âhiret hayatının varlığını kesin bir şekilde haber veren bu âyetlerden bazılarının meâli şöyledir:

"İnsan, bizim kendisini nasıl bir nutfe (sperma)'dan yarattığımızı görmedi mi ki, şimdi apaçık bir hasım kesildi? Kendi yaratılışını unutarak bize bir misal verdi: "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" dedi. De ki: Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı bilir" (79).

İbn Abbas Radiyallahu Anh'dan nakledildiğine göre, el-As İbn Vail, Hz. Mu-hammed (s.a.s)'e gelerek, eline aldığı çürük bir kemiği ufaltılmış ve "Ya Muhammed! ALLAH bu çürümüş kemiği de mi yaratacak?" diye sormuş. Bunun üzerine yukarıda meâli sunulan âyetler nazil olmuştur.

Yâsin sûresi, Müslümanlar tarafından çok okunan bir sûredir. Diğer sûrelere nazaran daha fazla rağbet görmektedir. Hz. Muhammed (s.a.s)'in bu sûre hakkında söylediği ve okunmasını tavsiye ettiği çeşitli hadisler vardır. Bu hadislerden bazıları şöyledir:

"Her şeyin bir kalbi vardır. Kur'an'ın kalbi de Yâsin'dir. Kim Yâ-sin'i okursa, ALLAH onun okumasına, Kur'an'ı on kere okumuş gibi sevap yazar" (Tirmizî, Fedâilu'l-Kur'an, 7; Dârimî, Fedâilu'l-Kur'an, 21).

"Yâsin, Kur'an'ın kalbidir. ALLAH'ı ve âhiret gününü arzu ederek Yâsin okuyan kimsenin geçmiş günâhı affedilir. Onu ölülerinize oku-yunuz" (Ebû Davud Cenâiz 20; İbn Mace, Cenâiz 4; İbn Hanbel, Müsned V, 26, 27).

Bu hadislerden anlaşıldığı gibi, Yâsin'i okuyarak sevabını ölülerin ruhuna bağışlamak caizdir. Ancak Kur'an'ın dirilere nâzil olduğu ve insanların, onun manasını anlayarak, emir ve yasaklarına uygun bir şekilde hayat sürdürmeleri için gönderildiği unutulmamalıdır.

Yâsin sûresi, Yüce ALLAH'ın varlığına, üstün gücüne ve âhiret yurduna işarette bulunan şu âyetlerde son bulmaktadır:

"Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerini yaratmağa kadir de-ğil midir? Elbette kadirdir! O, çok bilen yaratıcıdır. Onun işi, bir şeyi (olmasını) istedi mi, ona sadece "ol" demektir, hemen oluverir. O, öy-le yücedir ki, her şeyin hükümdarlığı O'nun elindedir. Ve siz O'na dön-dürüleceksiniz" (81-83).

 

            Evet, Yâsîn sûresi Rasulullah Efendimizin beyanıyla, Kur’an’ın kalbidir. “Her şeyin bir kalbi vardır, Kur’an’ın kalbi de Yâsîn sûresidir,” buyurur Rasulullah Efendimiz. Kur’an sûrelerinin faziletleri adına pek çok hadis uydurulmuştur. Sûreler içinde faziletine dair en çok hadis uydurulmuş olan sûre de bu sûredir. Hattâ bu hadis uyduranlardan birisine, “niye böyle yapıyorsunuz?” diye sorulunca, adam şöyle cevap vermiş: “İnsanlar hep insanların eserlerine yöneliyor. Rabbânî’-nin, Gazâlî’nin eserlerini okuyorlar. Eh hep onları okuyacaklarına biraz da Rabbimin kitabına yönelsinler diye böyle yapıyoruz,” der. Niyet iyi de olsa çok kötü bir şeydir tabii bu yaptıkları.

 

Sûrelerin faziletlerine dair pek çok hadis uydurulmuş olsa da bu hadis sahihtir. Fâtiha sûresi nasıl “Ümmü’l Kitap”, kitabın anası ise, bu sûre de “Kalb’ul Kur’an”, Kur’an’ın çarpan kalbi, Kur’an’ın özetidir. Çünkü dinin odak noktası âhirettir. Âhireti, kıyameti, kıyamet sonrası hayatını en güzel bir biçimde gözler önüne seren bu sûre ol-duğuna göre elbette Kur’an’ın kalbidir bu sûre.

 

Keşke tüm Müslümanların kalbinde olsaydı bu sûre. Keşke tüm Müslümanlar bu sûreyi, bu sûrenin muhtevasını öğrenebilmiş ol-salardı. Tabii sûreyi öğrenmekten kastım onu on dakikada okuyabilecek kadar ezberlemek mânâsına değildir. Meselâ şu anda içimizden biri on dakikada ezberden bu sûreyi okuyabilir. Fakat bu onun bu sû-reyi bildiği, öğrendiği mânâsına gelmez.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: