9- Mekke’nin fethinden sonra Peygamberimiz genel af ilan etmiş,ancakbirkaç kişinin bulundukları yerde öldürülmelerini emretmişti.Bunlar,işleri güçleri İslâm’ı ve Peygamberimiz’i kötülemek olankimselerdi.Şeriatî, bu meseleden bahsederken şöyle diyor:
“Komutanlara emirşuydu: “Sizinle savaşmayanlarla değil, savaşaçanlarla çarpışın.” Fakatbir grubu adlarıyla açıkladı. Ve şöyle dedi:“Onları Kâbe’nin perdesi (örtüsü)
altında bulsanız da öldürün.” (s: 189)
Şeriatî,bu meseleyle ilgili 106 nolu dipnotta Peygamberimiz’e olandüşmanlığınıaçıktan açığa ortaya koyuyor. İşte kullandığı ifadeler:
“Peygamber’insükûnet ve huzur sağlamaya, Mekke’de kan dökmeyiönlemesine karşın, öylebir ortamda tavizsizlik göstermesi, onun ruhsalyapısının normal birrûhi yapı olmadığını gösteriyor. Onun hayatserüveni bu örneklerledoludur." Gördüğünüz gibi, Peygamberimiz’i hem tavizsizliklesuçluyor hem de,“Normal bir rûhi yapısı olmadığını” söylüyor. Daha daileri giderek
“Hayatı bu örneklerle doludur” diyor. Yukarıda,
“Peygamberimiz’e “Hazret” dememesi şöyle dursun, HAKARET EDİYOR!” dediğim işte buydu değerli okuyucular.
SİZCE BU DİPNOTTA ALEMLERİN EFENDİSİNE (sallallhualeyhivesellem) ne demek istiyor.. 

10- Huneyn Harbi’ni nasıl anlattığına geçmeden önce birhatırlatmayapalım. Bu harpte Müslümanlar önce gafil avlanıp Hevâzin veSakifkabilelerine mensup müşrikler karşısında bir sıkıntı yaşamışlarsadasonunda toparlanmışlardı. O harpte müşriklerin kumandanının ismiMâlikbin Avf idi.
Lütfen Hevâzin ve Sakif kelimelerinin müşrik,kumandanlarının daMâlik bin Avf olduğunu unutmayınız. Bakın Ali ŞeriatîHuneyn Harbi’ninasıl anlatıyor:
Sabah karanlığı, derenindarlığında Müslümanlar, elleri bağlıgözleri kapalı olarak kendikadın-çocuk ve mallarıyla birlikte gelenfedâkâr Hevâzin ve Sakifsavaşçılarının amansız darbeleri altındakıvranıyordu. (s: 213)
Gördüğünüz gibi müşriklere fedâkâr diyor. Anlatmaya devam ediyor:
“Bu sırada Hevâzin’in yürekli bayraktarı kızıl kıllı deve üzerinde ilerliyordu…. Bulduğunu mızrakla vurup düşürüyordu.” (s: 216)
Hevâzinkuvvetlerinin bayraktarını yürekli diye övüyor.Müslümanları vurupdüşürmesinden ise büyük zevk aldığı anlaşılıyor.Aşağıda gördüğünüz gibimüşriklere fedakâr demekte ısrar ediyor:
“Fedâkâr Hevâzin veSakif müttefikleri, gerçi kadın-çocuk veservetlerini savaş alanınagetirmişlerdi. Fakat her an şiddetlenen,sertleşen, hışmı artan,saldırgan fırtına karşısında gitgideümitsizleşiyorlardı.” (s: 217)
Evetmüşriklerin gitgide ümitsizleşip sonunda belalarını bulduklarıdoğru. Nevar ki, Ali Şeriatî buna kahroluyor. Ama müşrikkuvvetlerininkumandanını son ana kadar kahraman olarak anmakta dadireniyor. Bakın:
“Son anlara kadar direnen Huneyn kahramanı Mâlik bin Avf…” (s: 221)



