Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Hıristiyanlıktan Müslümanlığa  (Okunma Sayısı 6658 defa)
tanyurd
"YORULUNCAYA KADAR DEĞİL ŞEHİT OLUNCAYA KADAR MÜCADELEYE DEVAM"
Moderator
Allah Razı Olsun
*****

Karma: 54
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3963


dünya sürgün yeri bende sürgündeyim


WWW
« : 20 Eylül 2009, 15:30:07 »

Hıristiyanlıktan Müslümanlığa

Ocak 1984

Mahmud Esad COŞAN

İslâm cihanşümul bir dindir. Onun mesajı bütün insanlaradır. Kur’ân-ı Kerîm’in muhtevası ve Hz. Peygamber’in sünnet-i seniyyesi her çağdaki ve her yerdeki insanlara en güzel yol göstericidir. İslâm dini ırk, renk, din, cins farkı gözetmeksizin topyekûn insanlığa hitap eder; onun ahkâmı her asırda en mantıkî, realist ve en güzel hususları getirmiştir. Kendinden önceki semavi dinler ise Kur’an’ın nüzulü ile hükmünü kaybetmiş, hepsi de İslâm diniyle birleşmiştir. Bu dinlerin kitapları da yine geçersiz olmuş, tahrif edilmeden önceki hükümleri de Kur’an’da toplanmıştır. devamı için ->

Nitekim bu hususta Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmaktadır:

“llah katında din, şüphesiz İslâmiyet’tir. Ancak, kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler. ALLAH’ın âyetlerini kim inkâr ederse bilsin ki ALLAH hesabı çabuk görür.”3

“Kim, İslâmiyet’ten başka bir dine yönelirse, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek, o âhirette ziyan edenlerden olacaktır.”4

Böylece geçerliliği ortadan kalkan semavi dinlerin mensuplarından bir kısmı İslâm dininin ve onun peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’nın (sas.) davetine icabet etmiş, bir kısmı ise sırf inatlarından veya yeni nizamı merak edip araştırmadıklarından bugünkü tahrif edilmiş ve batıl şekliyle eski dinlerinde ısrar etmektedirler. Bu şekilde batıl olmuş dinlerden biri de Hıristiyanlık dinidir. Halen bu din mensupları kendi aralarında birtakım mezheplere ayrılmışlar; her biri sadece kendilerince doğru kabul ettikleri ilme, tekniğe, medeniyete ve uygar insan düşüncesine muhalif, kasır görüşlerle oyalanmaktadırlar. Ancak bu mezhepler arasında İslâm düşüncesine yakın görüşleri olan biri vardır ki buna “Unitarianism” denilir.

Bu yazımızda biz, Unitarianism mezhebi hakkında bilgi vereceğiz. Daha önce Matbaacı İbrâhîm-i Müteferrika ve Risâle-i İslâmiye adlı eserimizde izah ettiğimiz bu hususa bir kez de burada temas etmek istiyoruz.

Unitarianism, biz müslümanların, hakkında bilgi sahibi olması gereken ilginç bir hıristiyan mezhebidir. Bu akide, papalığın çok şiddetli bir şekilde takip ettiği ve mensuplarını Muhammedilik fikirlerini kabul etmekle suçladığı Unitarian mezhebi idi. Şiddetli takibata rağmen Avrupa’dan İngiltere’ye, Amerika’ya geçmiş, aralarında Amerika cumhurbaşkanlarından Thomas Jefferson (1743-1826) ve filozof Ralph Waldo Emerson (1803-1882) gibi büyük simalar bulunan seçkin kişiler bu akideyi benimsemiştir. Bu önemine rağmen varlığı bilinmezliğe vurulur, mümkün olduğu kadar hakkında söz edilmeyerek gizlenmeye çalışılır.

Bu akidenin temel fikirleri; teslis aleyhtarlığı, yani Tanrı’yı üç uknum (ekânîm-i selâse) Baba, Oğul ve Rûhülkudüs’ten mürekkep sayarak uluhiyyete Hz. İsa’yı ve Cebrail Rûhülkudüs’ü de dâhil etmek şeklindeki itikada karşı olmak, Tanrı’nın tek olduğu, Hz. İsa’nın Tanrı değil, insan olduğu, teslis itikadının İncil’de mevcut bulunmadığı, Katolik kilisesinin İncil’i tahrif ve tağyir ettiği, papalığın yanlış ve sapık yolda bulunduğu… tarzında idi.5

Unitarianism’in fikir babası, İspanyol Michael Servetus (Michael Servet de Villeneuve, 1511-1553) adlı hekim ve ilahiyatçı idi. Kan deveranını Harrvey’den önce söylemesi, coğrafyacılığı ve teslis aleyhtarlığı onun, yakın komşuları olan müslümanların eserlerinden faydalandığını ve fikren onların tesiri altında kaldığını gösterir. Kalvin tarafından engizisyona ihbar edilerek yakalanmış, Cenevre’de 28 Ekim 1553’te diri diri yakılmış ve yazdığı eserler imhaya çalışılmıştır.6

Unitarianism takibata rağmen İtalya, Polonya, Hollanda, İngiltere ve Amerika’da yayılmaya devam etti. 1570 yılında Macaristan’ın Pècs (Peçuy: Fünf Kirchen) şehrinde resmen tanındı. Basılan, mezhebe ait resimler Macaristan’a ve Erdel’e yayılıyordu.

Aynı zamanlarda Erdel’de Kalvinist bir ilahiyatçı olan Dàvid Ferencz de bu akideyi benimsedi; papalığı Kitâb-ı Mukaddes’i tahrifle itham etti, Hz. İsa’ya tanrı olarak tapılmamasını söyledi. Bunun üzerine yakalanıp hapsedildi ve 1579’da hapiste öldü. Taraftarları kaçarak Türk hâkimiyeti bölgesine sığındılar; 1588’de Budin paşası huzurunda dinî münâzaralara katıldılar.

Dàvid Ferencz’in eseri Anti-krist yani deccal diye adlandırdığı “Papalığın, gerçek tanrı bilgisini nasıl tahrif ettiği” konusunda idi. Ölümünden sonra onun fikirlerini Jacob Paleologus sürdürdü. Bu şahıs önce Dominiken keşişi iken fikirleri dolayısıyla takibata uğrayınca, engizisyondan Almanya’ya kaçmış; Lehistan’a ve oradan da Erdel’e gelmiş ve Unitarianism’i benimsemişti. 1573-1574’te Kolozsvàr Dinî Koleji’ne rektör oldu. Fakat 1582 yılında Moravya’da yakalandı. Roma’da bir müddet hapsedildi ve 1585’te diri diri yakıldı.

Servetus’un yakılan Chrisetianismi Restitutio (Yeniden Kurulan Hıristiyanlık) adlı eserinin bir kopyası, Szentivànyi Daniel adlı bir Erdelli tarafından İngiltere’den sağlanarak Kolozsvàr’a getirilmişti. Bu Daniel, Kolozsvàr Dinî Koleji’nde bir müddet müdürlük yapmış, 1681-1684 yılları arasında piskopos muavini, 1688-1689 yıllarında da piskopos sıfatıyla başkanlıkta bulunmuştu.

Bu şahıs Batlamius Coğrafyası’nı da beraberinde getirmişti. İbrâhîm’in coğrafya merakı bu eseri okumasıyla doğmuş olabilir. Ayrıca Dàvid Ferencz ve Servetus’un eserlerini de muhakkak okumuş olmalıdır.

Aslında İslâm tarihi boyunca batıl dinlerde iken ihtida ederek İslâm’a gelmiş sayısız insan vardır. Bunlar arasında çok değişik meslek erbabı, ilim adamı, araştırıcı, film ve ses sanatçıları, papazlar, hahamlar vb. bulunmaktadır.

Bu meyanda bir de yukarıda hakkında bilgi verdiğimiz hıristiyan mezhebine mensup olup da sonraları müslüman olanları vardır. Bunlardan en meşhuru Türkiye’de matbaanın kurucusu olarak tanınan İbrâhîm-i Müteferrika’dır. Ancak onun müslüman olması yanlış yorumlanmış; Osmanlıların Macaristan’a yaptıkları akınlar neticesinde esir alınarak İstanbul’a getirildikten sonra, hürriyeti seçmek için müslüman olduğu zannedilmiştir. Kanaatimizce onun İslâm’ı seçmesi nisbeten de olsa tevhid akidesine yakın fikirleri olan Unitarianism mezhebinde olması, her şeyden önce de ALLAH’ın inayetidir. Bu kişilerin samimi olarak İslâm’ı araştırmaları onların hidayetine vesile olmuştur.


Dipnotlar

3: 3/Âl-i İmrân, 19.

4: 3/Âl-i İmrân, 85.

5: Bk. E.M.A. Wilbur, History of Unitarianism, Cambridge 1952.

6: Bk. Fulton Michael Servetus; a) Bk. E.M.A. Wilbur, History of Unitarianism, Cambridge 1952; b) bk. Fulton Michael Servetus, Humanist and Martyr, New York 1953; R.H. Bainton, Hunted Heretic, The Life and Death of Michael Servetus, Boston 1953; Meydan Larousse, “Servetus”, XI, 2.

7: Bk. Niyazi Berkes, “İlk Türk Matbaası Kurucusunun Dînî ve Fikrî Kimliği”, TTK Belleten, XXVI (1962), sy. 104, s. 725-730
Logged


Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: