Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Müslüman, Namaz ve Cemaat ( I )  (Okunma Sayısı 1828 defa)
ikrami
Süper Modaratör
Allah Razı Olsun
*****

Karma: 18
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1286



« : 05 Mart 2010, 20:53:29 »

Müslüman, Namaz ve Cemaat ( I )[1]
yilmazabdulkadir@gmail.com
Müslümanların ahir zaman müşkülleri saymakla bitmez. Zamanın sonuna doğru yaklaştıkça, akideden amele birçok noktada verdiğimiz tavizler de katlanarak artıyor. Modernizm süzgecinden geçirerek rafine ettiğimiz inancımızın yanında, tabi bir de nefis ağına takılan ibadetlerimiz var. Kuşluktan, evvabinden, hele hele teheccüdden geçeli çok oldu; ancak hiç olmazsa beş vakit namazımızı hakkıyla eda edebilsek!
Elbette beş vakit namaz kılmayı bizlere nasip ettiği için Cenab-ı Hakk’a şükrediyoruz. Ancak eda ettiğimiz vakit namazları da maalesef kâmil değil; eksik, noksan… Üzülmemiz ve telafi etmemiz gereken bir noksanlık bu. Ezan okunduğunda belki bir “Aziz ALLAH” deyip her ne iş üzerindeysek onu yapmaya devam ediyoruz. Yaptığımız alışverişler devam ediyor, kitap okumalarımız devam ediyor, keyifli dost muhabbetleri devam ediyor; sonraya bırakılan tek şey namaz ve cemaat oluyor maalesef. Ve sonuç çoğu zaman aynı oluyor: sırtımızdan bırakmamız gereken bir yük gibi, çarçabuk kılıp kurtulmak!
Hâlbuki ezan okunduğunda cemaate gitmek namazın olmazsa olmazıdır. Cenab-ı Hak “rükû edenlerle birlikte rükû edin” diye emir vermiştir kitabında... Hz. Peygamber efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve sellem.) cemaatle namaz kılmanın fazileti hakkına onlarca müjde vermiştir:
“Kim güzelce abdest alır, sonra da yürüyüp farz olan namaza gider ve namazını insanlarla birlikte/cemaatle birlikte/mescitte eda ederse ALLAH (c.c.) o kişinin günahlarını affeder.”[2]
“Kim güzelce abdest alır, sonra da mescide gelirse o kişi ALLAH’ın misafiridir. Misafirine ikramda bulunmak ise ev sahibinin görevidir.”[3]
“Yedi kişi vardır ki, başka hiçbir gölgeliğin bulunmadığı günde ALLAH onları gölgelendirecektir: … bir adam ki gönlü mescitlerdedir….”[4]
“Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi beş/yirmi yedi derece daha faziletlidir.”[5]
“Nasıl ki kıyıda köşede tek başına kalan koyunları kapan kurtlar vardır, işte Şeytan da öyle bir insan kurdudur. Sakın ola yalnız ve ayrı kalmayın; cemaate, topluluğa ve mescitlere sımsıkı sarılın!”[6]
“Kırk gün boyunca ilk tekbire yetişerek cemaatle namaz kılan kişiye iki beraat yazılır: cehennem beraatı ve nifak beraatı.”[7]
“İnsanlar yatsı namazı ile sabah namazını cemaatle kılmanın faziletini idrak edebilselerdi, sürünerek bile olsa mutlaka bu iki namaza gelirlerdi.”[8]
Ve bunun gibi daha onlarca müjde…
Peki bunca teşvike rağmen nedendir gevşekliğimiz?
Kim bilir, belki de çoğumuzun bu hususta gevşek davranmasına sebep olan “cemaatle namaz sünnettir” (sünnet de terk edilebilir bir şeydir!) şeklinde kafamızda yer etmiş olan eksik bilgidir.
Belki de kimi âlimlerimizin “tercih edilen görüşe göre cemaatle namaz kılmak mezhebimizde vaciptir” mülahazası artık bu gevşekliğimize mani olur.
Hanefi mezhebinin önde gelen fakihlerinden el-Kâsânî cemmatin vacip olduğu görüşünü Hanefi fakihlerinin çoğunluğunun görüşü olarak vermiştir. Daha sonra cemaatin sünnet olduğu görüşünü el-Kerhî’den nakletmiş ancak iki görüş arasında hakiki bir ihtilafın olmadığı sonucuna varmıştır. Zira el-Kâsânî -özellikle İslam’ın şiarı olan meselelerde- sünnet-i müekkede ile vacibin aynı şey olduğu görüşündedir. el-Kâsânî bu tercihine Kerhî’nin sözünü delil getirmiş ve şöyle demiştir: “Her ne kadar Kerhî cemaatle namaz kılmayı sünnet olarak görüyorsa da bunun nasıl bir sünnet olduğu konusunda yaptığı açıklama diğer Hanefilerin vacip tarifinden farklı değildir. Kerhi şöyle der: Cemaatle namaz, bir mazeret olması durumu dışında hiç kimseye yerine getirmeme ruhsatı tanınmayan bir sünnettir”[9] İbni Abidin namazı cemaatle kılmanın vacip olduğu görüşünün mezhepte racih görüş olduğunu söyler.[10]
Ayrıca unutmamalıyız ki bizler, Hz. Muhammed Mustafa (Sallallahu Aleyhi Ve sellem.)in ümmetiyiz. Ve Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve sellem.), dünya hayatının son günlerini yaşarken, iki kişinin omuzları arasında, ayaklarını yere sürüyerek mescide gelmiş ve namazını mescitte eda etmişti.[11]
O hasta, o bitkin haliyle cemaate ve mescide gösterdiği ehemmiyet, onun ümmeti olan bizler için bir şeyler ifade etmeli değil mi?
Eğer hala cemaatten geri kalmamızı mazur kılan bir sebebimiz olduğunu düşünüyorsak yanılıyoruz.
Abdulkadir Yılmaz


--------------------------------------------------------------------------------

[1] Bu yazıda geçen her satır, önce kendim, sonra diğer Müslüman kardeşlerim için bir nasihattir.
[2] Müslim, Kitabü’t-Tahara, 4.
[3] Taberânî, el-Mucemü’l-Kebîr, VI, 253, No: 6139.
[4] Buhari, Kitabü’l-Ezan, 36; Müslim, Kitabü’z-Zekat, 30.
[5] Buhari, Kitabü’l-Cemaa, 1; Müslim, Kitabü’l-Mesacid, 42.
[6] Müsned-i Ahmed, XXXVI, 358 (V, 233) No: 22029.
[7] Tirmizi, Ebvâbü’s-Salat, 178.
[8] Buhari, Kitabü’l-Ezan, 9; Müslim, Kitabü’l-Mesacid, 42.
[9] (Bazı tasarruflarla birlikte bkz.) el-Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi, I, 155.
[10] İbni Abidin, Reddü’l-Muhtâr, II, 148.             
[11] Buhari, Kitabü’l-Cemaa, 23;  Müslim, Kitabü’s-Salat, 21.
Logged

SİZİ ALDATTIĞIMI DÜŞÜNÜYORSANIZ HAKKIMDA HAYIR DİLEYİN
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: