Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Ahmed Varol'un Vakit gazetesinde "Eşkıya Hüsni" başlıklı yazısı  (Okunma Sayısı 1268 defa)
ikrami
Süper Modaratör
Allah Razı Olsun
*****

Karma: 18
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1286



« : 13 Haziran 2010, 18:35:55 »

İşte Ahmed Varol'un Vakit gazetesinde "Eşkıya Hüsni" başlığıyla kaleme aldığı değerlendirme ve çağrısı:

İşbirlikçi Mısır rejiminin Rafah sınır kapısı hakkında söylediklerinin tümünü yerin altındaki tüneller yalanlıyor. Başka hiçbir delil olmasa bile sadece tüneller çağdaş Firavun'un Siyonist işgal devletiyle işbirliği ve onun ambargosunu daha etkili hale getirme amacıyla Rafah sınır kapısını kapattığını belgelemeye yeter.

Şimdi de ateşkes görüşmelerinde tünelleri pazarlık konusu yapıyorlar. HAMAS Siyasi Birim üyesi Muhammed Nasr, ilgili açıklamasında meseleyi güzelce izah etti: "Siz bu insanlara yerin üstünü kullandırmazsanız, onlar da mecburen altını kullanacaklardır. Aksi takdirde yaşadıkları topraklarda toplu ölüme terk edilmiş olacaklar."

Zaten işgal devletinin ve onunla işbirliği içindeki rejimlerin amacı da buydu. Gazze'de açık hava hapishanesine kapatılmış bir buçuk milyon insanı füze, bomba ve mermi sarfiyatı yapmadan katletmek istiyorlardı. Bu amaçla ambargoyu çok katı bir şekilde uygulamak, bir şişe su geçirilmesine bile izin vermemek istediler. Bölge ahalisi yerin altından delikler açarak kendine yiyecek ve içecek temin edince de rahatsız oldular.

Şimdi "silah geçirilmesini" bahane ederek tünellerin kapatılmasını istiyorlar. Tabii Filistin direnişinin kararlı mücadelesi karşısında Gazze'ye girmeyi başaramayan işgalci Siyonist devlet onun silahından da artık ciddi şekilde korkuyor. Ama Firavun'la işbirliği yaparak tünelleri kapattırmak istemesinin asıl amacı ambargonun daha etkili olmasını sağlamak ve yeri geldiğinde yüz binlerce insanı yavaş ölüme terk edebilmek.

Firavun rejimi Rafah sınır kapısını sadece Gazze ahalisinin boğazını sıkmak amacıyla değil aynı zamanda eşkıyalıkta değerlendiriyor. Kahire'deki ateşkes görüşmelerine katılan HAMAS heyetinin Rafah kapısında durdurulması, valizlerinin aranması ve heyet üyelerinden Eymen Taha'nın valizinde bulunan paraya el konması işte böyle bir eşkıyalıktır. Gazze'de sergilenen vahşette Siyonist işgalcilere utanmadan yardım eden Hüsni'nin Rafah sınır kapısına yerleştirdiği eşkıyaları, mağdur insanlara götürülen yardımları da gasp etti.

Eşkıya Hüsni bunu ilk kez yapmıyor. Daha önce Bosna - Hersek Müslümanlarına yardım amacıyla toplanan paralara da benzer şekilde el koymuştu. Yardım kampanyasının sürdürüldüğü sırada engel çıkarmayan Eşkıya Hüsni, aktarılması esnasında "bu paralar izinsiz toplandı" diyerek el koydu.

Ellerini açmış "Ya Rabb! Bize kendi katından bir veli (koruyucu, sahip) gönder, bize kendi katından bir yardımcı gönder" diye yalvaran, gözlerinden oluk oluk yaşlar akan yetimlerin mallarına el koyabilecek kadar katı yürekli bir eşkıyanın geçmişin kefen soyucularından ne farkı olabilir? Kefen soyucular mezarları açıp ölülerin üzerindeki bezleri gasp ediyorlardı. Eşkıya Hüsni evleri yıkılmış perişan ailelerin, anne ve babalarını kaybetmiş kimsesiz yavruların yaralarına merhem olacak yardım mallarını gasp ediyor.

İşgal devletinin başındaki Olmert'le Eşkıya Hüsni'nin bir farkı var mı? Biri yetim bırakıyor, diğeri o yetime götürülen yardımı gasp ediyor. Üstelik bu işi organize bir şekilde, yardımlaşarak ve haberleşerek yapıyorlar.

Eşkıya Hüsni'nin adamlarının Rafah sınır kapısında yetim mallarını gasp ettiği saatlerde Olmert'in deniz korsanları da Lübnan'dan tıbbi malzeme ve gıda yardımı getiren Kardeşlik Gemisi'ni rehin almışlardı. Şu işe bakın ki Somalili korsanlar bir gemi rehin aldığında dünya ayağa kalkıyor, ama Siyonist işgal devletinin korsanları rehin alırsa kimsenin kılı kıpırdamıyor!

Yine aynı saatlerde Eşkıya Hüsni'nin adamları İran'ın Gazze'ye gönderdiği insanî yardımları taşıyan bir geminin Ariş limanına yanaşmasını engelledi.

Gazze ahalisi de işte böylesi bir eşkıyalığın ve korsanlığın arasında sıkışmış durumda. Bir tarafta Siyonist korsanlar ve saldırganlar, öbür tarafta Eşkıya Hüsni'nin adamları. Dünyanın da çivisi çıkmış. Eşkıyalar ve korsanlar "meşru yönetim" sayılırken hayatlarını sürdürmek için kullanacakları zorunlu ihtiyaç maddelerini yerin altından, tünellerden geçirmeye zorlanan zavallı insanlar "kaçakçılık" yapmış oluyorlar.

Peki, Gazze ahalisini bu hal üzere bırakacak mıyız? Bu, insanlık için büyük bir ayıp değil midir? Eşkıya Hüsni, Rafah sınır kapısında yetim mallarını gasp ediyor diye biz de o yetimleri perişan, kimsesiz halde mi bırakacağız? O yetimleri Eşkıya Hüsni'nin adamlarının pençesinden kurtarmamız gerekmiyor mu?

Bugünkü yazımızda aslında işbirlikçiliğin arkasında duran niyete ağırlık vermeyi düşünüyorduk. Ama Eşkıya Hüsni'nin yetim mallarına el koyması sebebiyle bu cihete ağırlık verme ihtiyacı duyduk ki bu konuda yaptığımız yorum da arka plana kısmen ışık tutmaktadır.

isra haber
Logged

SİZİ ALDATTIĞIMI DÜŞÜNÜYORSANIZ HAKKIMDA HAYIR DİLEYİN
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: