Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Filistin topraklarında yaşanan zulüm  (Okunma Sayısı 1426 defa)
ikrami
Süper Modaratör
Allah Razı Olsun
*****

Karma: 18
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1286



« : 31 Mayıs 2010, 22:12:43 »

Filistin topraklarında yaşanan zulüm
Geçtiğimiz birkaç hafta boyunca tüm dünya İsrail yönetiminin savunmasız Filistin halkına karşı yürüttüğü insanlık dışı katliamı konuştu. Gazetelerde, televizyonlarda, siyasi çevrelerde yıllardır devam eden bu çatışmanın nedenleri tartışıldı ve herkes kendi değerlendirmeleri ışığında çözümler üretti. Özellikle de İsrail devletinin Filistin halkına karşı gerçek mermilerle, daha sonra da füzelerle, tankla ve ağır silahlarla saldırması Müslüman ülkeler başta olmak üzere tüm dünyada çok büyük bir tepkiyle karşılandı. Henüz çocuk yaştaki gençlerin İsrail askerleri tarafından büyük bir soğukkanlılıkla, adeta bir kurşun yağmuruna tutularak katledilmeleri tüm dünyada protestolarla karşılık buldu. Ancak yapılan tüm tartışmalar, yazılan yazılar, protestolar İsrail'in yıllardır devam eden şiddet yanlısı politikasını bir kez daha tespit etmekten öteye gidemedi.
 
Bugün Filistin'de yaşayan çocuklar ve gençler işgal altında doğmuş, işgal altında büyümüş, işgal altında eğitilmiş gençlerdir. Hiçbiri barışı, huzuru, güvenliği tatmamıştır. Herbirinin ailesinden, arkadaşlarından, komşularından, akrabalarından İsrail silahlarına hedef olmuş çocuklar, kadınlar, yaşlılar bulunmaktadır. Bu gençler, yıllardır süregelen insanlık dışı bir savaşın, vahşi bir zulmün mağdurlarıdırlar. Şu an konunun uzmanları tarafından Arap kamuoyu ve Filistin'in içinde bulunduğu durum hakkında yapılan tahliller de bizi hep aynı sonuca götürmektedir: İsrail'in çok ciddi bir politika değişikliği yaparak temel ideolojik saplantılarından vazgeçmesi ve işgal ettiği topraklardan çekilmesi, her iki tarafın da din ahlakının gereği olan uzlaşmacı, barışsever, itidalli bir yaklaşım içinde olmaları Ortadoğu barışının tesis edilebilmesi için olmazsa olmaz koşullardır.
 
Müslümanlar olarak bizim temennimiz, her iki tarafın da öfkesinin ve nefretinin dinmesi, akan kanların durması ve Ortadoğu'ya barış gelmesidir. İsraillilerin masum insanları vurmasına da, bazı radikal Filistinlilerin teröre başvurarak masum İsraillileri bombalamasına da karşıyız.
 
Bizce bu çatışmaların sona ermesinin ve Ortadoğu'ya gerçek bir barış gelmesinin en önemli şartı, her iki tarafın da kendi inançlarını samimi ve doğru bir şekilde anlaması ve uygulamasıdır. Çünkü İsrail-Filistin çatışması, Yahudiler ve Müslümanlar arasındaki bir "din savaşı" kimliğine büründürülmeye çalışılmaktadır. Oysa böyle bir din savaşının yaşanması için hiçbir neden yoktur. Yahudiler ve Müslümanlar, aynı şekilde ALLAH'a inanan, aynı peygamberleri seven ve sayan, aynı ahlaki prensiplere sahip olan insanlardır. Birbirlerine düşman değildirler; aksine ateizmin ve din düşmanlığının yaygın olduğu bir dünyada birbirlerinin müttefikidirler.
 
Siyonizme Karşı Çıkmak Kadar Adaleti Ayakta Tutmak da Önemli
 
Bir Müslüman tüm hayatını ALLAH'ın Kuran'da emrettiği ahlak üzerine kurmalıdır. Günlük hayatında, ticaret sırasında, bir iş üzerindeyken ya da insanlarla ilişkilerinde nasıl adaletli, hakkaniyetli davranıyorsa, savaşta, savunma sırasında ya da topraklarından sürüldüğü zaman da aynı ahlakı göstermelidir. Yine tevekküllü olmalı, adaleti ayakta tutmalı, ALLAH'ın emir ve tavsiyelerine titizlikle uymalıdır. Bilindiği gibi İslam kelimesi, Arapçada 'barış' kelimesiyle aynı anlama gelmektedir. Kuran ayetlerinde insanlar, yeryüzünde hoşgörünün ve barışın yaşanabileceği model olarak İslam ahlakına çağırılmaktadır. ALLAH, insanlar arasında hiçbir ayrım yapmadan adaletle hükmetmeyi, insanların hakkını korumayı, zulme asla rıza göstermemeyi, zalime karşı mazlumdan yana tavır almayı, ihtiyaç içinde olanlara yardım eli uzatmayı emretmektedir. Bu adalet, bir karar vermek gerektiğinde her iki tarafın da hakkını korumayı, olayları çok yönlü değerlendirmeyi, ön yargısız düşünmeyi, tarafsızlığı, hakkaniyeti, dürüstlüğü, hoşgörüyü, merhameti ve şefkati gerektirmektedir.
 
"ALLAH, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü ALLAH, adalet yapanları sever." (Mümtehine Suresi, Cool ayeti Filistin halkının Siyonist İsrail Devleti'ne karşı mücadele ederken, sivillere karşı nasıl bir tutum içinde olmaları gerektiğini ortaya koymaktadır. ALLAH Kuran ayetlerinde hiçbir suçu olmayan, savunmasız kadınların, yaşlıların ve çocukların öldürülmelerini yasaklamıştır. Peygamberimiz (sav) savaşa çıkan kumandanlarına bu konuda detaylı emirler vermiş, sivillere hiçbir zarar vermemeleri için onları uyarmıştır.
 
Filistin halkının İsrail işgaline yönelik mücadelesi de her yönüyle Kuran ahlakına uygun olmalıdır. Kuran ahlakının dışında herhangi bir mücadele şekli -örneğin komünist ideolojinin öngördüğü 'gerilla' yöntemleri- ne doğrudur ne de başarıya ulaşabilir. Bu nedenle Filistin topraklarındaki mevcut durum çok akılcı ve gerçekçi bir şekilde değerlendirilmeli ve Kuran ayetleri rehberliğinde yepyeni bir strateji belirlenmelidir.
 
Filistin topraklarında eşit şartlarda savaşmayan iki topluluk vardır. İsrail ordusu dünyanın en gelişmiş, teknolojik altyapısı çok güçlü ve en etkin ordularından biridir. Hava gücü İsrail ordusuna, Filistin topraklarını hiç kayıp vermeden bombalama ayrıcalığı sağlamakta ve Filistinlere karşı İsrail'e büyük bir üstünlük kazandırmaktadır. Filistin ise nizami bir orduya sahip değildir. Mevcut güvenlik birimleri teknik ve askeri donanımdan yoksundur. Hava gücünün olmaması Filistin halkını İsrail bombardımanları karşısında çaresiz bırakmaktadır. Yürütülen mücadelede ise taş ve sapandan başka hiçbir silahı olmayan bir avuç Filistinli genç ve çocuk ön plana çıkmaktadır. Eşit şartlarda olmayan bu savaşın İsrail ordusu lehine sonuçlanması muhtemeldir. Bu nedenle de Filistinlilerin haklı mücadelesinin başarıya ulaşması, ancak silahlı mücadelenin fikri zemine çekilmesi ve çok güçlü bir eğitim projesiyle desteklenmesiyle mümkün olabilir. Bunun için de Filistin halkının, eğitimli, kültürlü, hukuk, diplomasi ve uluslararası politikaya vakıf ve tüm bunların yanında Kuran ahlakına göre hareket eden güçlü bir kadroya ihtiyacı bulunmaktadır.
 
Elbette Filistin halkı içinde kültürel seviyesi yüksek, açık görüşlü çok sayıda aydın bulunmaktadır. Önemli olan bu aydınların, gençlerin bilinçlendirilmesi, doğru yönlendirilmesi ve Filistin davasının uluslararası kamuoyunda savunulması konularında yapacakları çalışmalardır. Bu çalışmalar, Filistin halkının gerçek İslam ahlakına göre bilinçlendirilmesinde, kültür ve eğitim seviyesinin daha da artırılmasında ve Filistin'in haklı mücadelesinin tüm dünyaya en güzel şekilde anlatılmasında çok önemli bir rol oynayabilir. Günümüzde Filistin halkı hakkında tüm dünyaya çok daha farklı ve gerçekle hiçbir şekilde uyuşmayan bir tablo sunulmaktadır. Barışa şiddetle karşı olan, kimi artniyetli ya da fanatik grupların gerçekleştirdikleri Kuran ahlakına uymayan, akıl dışı eylemler nedeniyle Filistin mücadelesi çok büyük zarar görmektedir. Bu zarar pek çok aydın tarafından dile getirildiği gibi, Türkiye de dahil olmak üzere, çeşitli ülkelerde köşe yazarları tarafından da ifade edilmektedir. Filistin'de yaşayan, Zaman gazetesi yazarlarından Kerim Balcı da bir yazısında bu gerçeğe şöyle dikkat çekmiştir:
 
İntihar saldırıları İslam'ın temel değerlerine aykırı olmakla kalmayıp, Filistin davasına zarar da vermektedir. Bunu sadece biz değil makul düşünen Filistinliler de söylüyorlar… Filistin davası bütün İslam dünyasının meselesidir. Bu davanın başına geçmiş olan insanlar kendi kişisel ikballeri, intikam arzuları, onur ve gurur kaygılarıyla hareket edemezler. Filistin'de masum Yahudi çocuklarını öldüren militanlar kendilerini İslam'a hizmet ediyor sanabilirler. Oysa yaptıkları dünyanın dört bir tarafında yara almış Müslüman imajını düzeltmeye çalışan insanların işini zorlaştırmaktan öteye gitmemektedir... Bu tür saldırıların Filistin'den çok İsrail'in işine yaradığı gerçeği apaçık ortadadır. (Zaman, 15 Eylül 2002)
 
Logged

SİZİ ALDATTIĞIMI DÜŞÜNÜYORSANIZ HAKKIMDA HAYIR DİLEYİN
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: