Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: RASULULLAH(S.A.S.)’İN GÖNDERİLMESİNDEN ÖNCE YAHUDİLER  (Okunma Sayısı 1161 defa)
ikrami
Süper Modaratör
Allah Razı Olsun
*****

Karma: 18
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1286



« : 03 Haziran 2010, 16:17:23 »

RASULULLAH(S.A.S.)’İN GÖNDERİLMESİNDEN  ÖNCE YAHUDİLER
 
Musa(a.s.)’a uyan yahudiler: İbrahim(a.s.)’in oğlu İshak(a.s.)’ın ve onun oğlu olan Yakup(a.s.)’ın soyundandırlar. Yakup(a.s.)’ın oğlu Yusuf(a.s.)’ın çağrısıyla Mısır’a göç eden yahudilerin orada nesilleri oldukça çoğaldı. Genellikle bütün Yahudiler Yusuf(a.s.) ve kardeşlerinin oluşturduğu on iki kardeşin(sıbt) neslindendir. Onlar Mısır halkının arasına karışıp onlarla haşır neşir olmayı istemeyerek kendilerini daima onlardan ayrı tuttular. Herbir kabilenin soyunun diğer bir kabilenin soyuyla karışmaması, hangi kabileye kimlerin mensup olduğunun bilinmesi ve şerefli saydıkları neseplerinin korunmasını garanti altına alma isteği ve de nebiler soyundan olmaları itibariyle diğer milletlere karşı olan üstün gelme hevesleri sonucu onları diğer milletlerden ayıran karakteristik özelliklerini muhafaza edebilmeleri için aralarında anlaşmaya vardılar.
 
Mısır da yaşadıkları bu ayrılık ve bununla birlikte soylarını üstün görüp yüceltme hisleri, Mısır da ki durumlarını endişe verecek acı bir hale soktu. Mısır da yaşayan yabancı bir topluluk olmaları Mısırlıların ve firavunların kendilerine karşı tavır almalarına sebep oldu. Öyle ki Mısır firavunlarından birisi onları çok şiddetli baskı, zulüm ve işkenceye tabi tutmuştur.
 
ALLAH’u Teala düştükleri bu alçaltıcı durumdan İsrailoğullarını kurtarmasında ki nimetini hatırlatarak şöyle buyurmaktadır: “Size işkence eden, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı boğazlayan firavun ailesinden sizi kurtarmıştır.”[1]
 
Bu şekilde Mısır da ki yahudilerin sert darbe ve şiddetli baskılar karşısında korku ve endişe dolu bir atmosferde yetişen nesilleri gittikçe çoğalmaktaydı. İşte bu durum çoğalan neslin zihinlerinde derin izler bırakarak hayat ve insan  hakkındaki karakteristik görüş ve bakış açılarını, insan yaşantısındaki toplumsal yaşam prensiplerini belirli bir rotaya koymasını sağladı. İçlerinde gizledikleri kin ve intikam duygusunu rengi ve cinsi ne olursa olsun her insana karşı devam ettirdiler. Bu gibi özellikleri kıyamete kadar devamlı kalacak köklü bir miras haline dönüştü. ALLAH’u Teala Hz. Musa(a.s.)’nın komutası altında onları Mısır dan çıkartarak firavunun zulmünden denizi yararak kurtardı. Kudret helvası ve bıldırcın ile nimetlendirdi.
 
Hz. Musa(a.s.) Rabbiyle görüşmeye gittiğinde Hz. Harun(a.s.)’ı zayıf görerek altın buzağıya tapındılar. Musa(a.s.) dönünce de onu birtakım şeylerde zorladılar. Dediler ki:”Apaçık bir şekilde ALLAH’ı görünceye kadar inanmayacağız.”[2]
 
ALLAH’u Teala onların üzerine tehdit olarak Tur Dağını kaldırınca da korkarak teslim olup söz vermelerine rağmen tekrar ahitlerini bozdular. Musa(a.s.)’ a isyan ederek ALLAH(c.c.)’un avlanmayı yasakladığı cumartesi gününde ki alışkanlıklarına dönünce ALLAH(c.c.) onları maymun ve domuzlara çevirdi. Bundan sonra kutsal yere girmelerini emretmesine rağmen bunu reddetmelerine karşılık olarak ALLAH(c.c.) onları uçsuz bucaksız bir çölde başıboş kaybolmuş bir şeklide kırk sene kalmaları suretiyle cezalandırdı. Çölde kırk sene kadar cezalarını çektikten sonra ALLAH(c.c.) onları affıyla nimetlendirdi. Kutsal şehir Kudüs’e girdiler. Ama bu kez de isyan ederek söylemeleri emredilen sözü değiştirdiler.
 
Birbiri ardı sıra kendilerine nebiler geldikçe tuzaklar hazırlayıp onları öldürdüler ve dünyada bozgunculuk çıkartarak ALLAH’ın dinini tahrif ettiler. Sonra ALLAH’u Teala onlara İsa(a.s.)’ı gönderdi. İşledikleri kötülük ve sahtekarlıklarından vazgeçmeleri, yaptıkları hatalarından dönmeleri tahrif ettiklerini düzeltmeleri ve de ona uymaları gerekirken İsa(a.s.)’ı öldürmeye karar verdiler. Fakat ALLAH(c.c.) O’nu onların elinden kurtardı.
 
ALLAH Tebareke ve Teala bu konuyla ilgili olarak buyuruyor ki: “.......ve “Meryem oğlu İsa Mesih’i(ALLAH’ın elçisi) öldürdük” demelerindendir. Oysa O’nu öldürmediler ve asamadılar. Fakat onlara öyle göründü.[3]
 
ALLAH’ın Rasulü’yle böylesine küstahça alay etme ve ona meydan okuma onların kanına nasıl işledi.?!... Övünerek ve alay ederek diyorlardı ki:” Biz Meryem oğlu İsa Mesih’i(ALLAH’ın elçisi)  öldürdük.[4]
 
 
HZ. MUHAMMED(S.A.S.) ZAMANINDA YAHUDİLER
 
Medine’de ki yahudiler Tevrat’ın müjdelediği, özelliklerini açıkladığı, nerede ortaya çıkıp nereye gönderileceğin- ki o yer Arap yarımadasıdır- bildikleri rasulü bekliyorlardı. Bu rasulün dağınık olan topluluklarının birleşmesini sağlamak üzere özellikle kendilerine gönderileceğine inanıyor ve tekrar Hz. Davud(a.s.)’ın mülküne ve şanına kavuşacaklarını umuyorlardı. Çünkü onlar güya ALLAH(c.c.)’un sadece kendilerinin rabbi olduğunu onlardan başkasının ALLAH’ı sahiplenemeyeceğini düşünüyorlardı.
 
Rasulullah(s.a.s.) ilk önce kendi kavminden başlama suretiyle toplumun bütününe davet etmekle yükümlü olarak Arap’dan  -İsmail(a.s.)’ın oğullarından- geldiği zaman, yahudiler Hz. Muhammed(s.a.s.)’e sırtlarını çevirdiler ve getirdiği şeyi yoketme amacına yönelik planlar kurmaya başladılar.
 
Bu, daha İslam davetinin ilk başladığı sıralara rastlar. Daha sonra düşmanlık ve saldırganlık da  Mekke müşriklerini onlara karşı kışkırtıp inananların işkenceye maruz kalmalarını sağlamaları ise cabasıdır. Onlar Rasulullah(s.a.s.)’ e ve risaletine karşı gizli bir savaşa girişmişler ve her türlü fitne ve fesat çıkarıcı sözleri çıkarmaktan geri kalmamışlardır. Müşriklerde Ehli Kitap’dan olmaları nedeniyle yahudilerin bu noktada ki sözlerine güveniyorlardı.
 
Müşrikler yahudilere: “Biz mi iyiyiz, yoksa Hz. Muhammed (s.a.s.) mi?” diye sorduklarında onlarda “bilakis siz ondan daha iyisiniz” diyorlardı.[6]
 
Bu sözleriyle ellerinde bulunan Tevrat’ta bile küfür sayılan amelleri işliyorlardı. Bununla da yetinmeyip hak olduğunu bildikleri halde İslam’ı inkar ettiler. ALLAH’u Teala bu konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:”Ne zamanki ALLAH katından onlara, kendilerinde olanı tasdik eden ALLAH katından onlara kendilerinde olanı tasdik eden kitap geldi. -ki onlar bundan önceleri, inkar edenlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerdi- bildikleri gelince onu inkar ettiler. ALLAH’ın laneti inkâr edenlerin üzerine olsun.”[7]

[1] (Bakara:49)
[2] (Bakara:55)
[3]  (Nisa: 157 )
[4] (Nisa:157 )
[5] Talmud: Yahudilere dinini, ahlakını ve adabını öğreten bir kitaptır. Bu kitap da Yahudilerin uygulaması gereken gizli emirler mevcuttur. Tevrat dan ayrı bir kitap olup içinde birbirine zıt ve çelişkili haberler vardır.
[6] Bezzar sahih senetle rivayet etti.
[7] (Bakara:89)
Logged

SİZİ ALDATTIĞIMI DÜŞÜNÜYORSANIZ HAKKIMDA HAYIR DİLEYİN
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: