Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Üniformayı Örten Cübbe/Mahkeme Sadakatini Yineledi  (Okunma Sayısı 162 defa)
DavetHaber
Okur
*

Karma: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 13


« : 14 Haziran 2008, 09:57:07 »



Geçtiğimiz günlerde sistem derinliği(!)-bu kavramın açılımını askeri ve çevresine oluşturduğu sivil bürokrasi ve de darbe dönemlerinde büyüyen iş adamı güruhu diyebiliriz. Bunların da derinliği diz boyunu geçmez.- anayasa mahkemesinin eliyle görünür hale gelmiştir. Ve derinlik(!) bu devletin bir hukukunun olduğunu ve bu hukukun işlevsel olduğunu keşfetmiştir. Artık Sistem, başbakanların ipe götürülmeden, daha 17'sine girmemiş gençlerin darağaçlarında sallandırılmadan ve de tankların sokaklarda gezdirilmeden de bu halkın görmezden gelinebileceğini öğrenmiştir. Anlayacağınız ülkemizde önemli bir keşif gerçekleşmiştir.
Bu süreç, Üniformalıların darbe sürecinin sonunda kendi yaptıkları anayasadan aldıkları yetkiyle her siyasi olaya karışma haklarını(!) kullanmanın ardından bozulan imajlarını da bir nebze olsun düzeltmeye dönük gibi duruyor. Adeta mahkeme belli çevrelerin yapmak istediği işlerin taşeronluğunu üstlenmiş durumdadır. Anayasanın askeri niteliğinin yanında mahkemenin de askeri bir tercihin (27 Mayıs) ürünü olduğunu unutmamak gerekir. Gerçi mevcut sistemi de aynı irade kurmadı mı? Şunu desek yeridir mahkeme kurucularının sözünden çıkamamış ve sadakatlerinin şerefleri olduklarını ilan etmişlerdir. Yani oligarşinin bir parçası olduklarını ifade etmişlerdir. Meşhur ifadeyle malumun ilamını gerçekleştirmişleridir. Org.Babaoğlu'nun farklı bir sonuç çıksaydı anormal olurdu sözü de süreci teyit etmektedir.

Mahkemenin aldığı karar rejimin atanmışlar rejimi olduğunu belirginleştirmiştir. Karar sonrası sivil iktidar yaptığı açıklamalarla krizi şu ana kadar iyi yönetememiş ve bir iki cılız çıkışın dışında meclisi göreve çağırmanın gereğini yerine getirmemiştir. AK Parti söylemde kalan sanki çözüm mercii kendisi değilmiş gibi şikâyet merciinden seslenmeye çalışmaktadır. Yapması gerekenden önce anlaması gereken; belli medya organlarında dillendirilen kapalı kapılar ardında yapıldığı iddia edilen pazarlık gibi kendini küçültücü  tavırlardan ve halkın umutlarını bitirici ürkeklikten uzak; özgüvenle konumunun gereğini yerine getirmesidir. O da İnsani olan ve özgürlük temelli değişiklikleri bir an önce gerçekleştirmesidir. Tüm vesayet kurumlarını kapatmalı ve halkın beklentilerini yerine getirmelidir. Ve bunun bir bedeli de varsa buna göğüs germelidir. Dik durmak söyleminin hakkını vermektir.

Muhalefete gelince halktan umutlarını yitirmiş, sokağa yabancı, üstten inmecili; ittihat ve Terakki geleneğinin versiyonu; kendine oy vermeyenleri bir torba kömüre satılmış, kandırılmış gören; halkla politik gerekçelerin dışında hiçbir gönül köprüsü olmayan ve dini duyguları bile şaka konusu yapabilen ve cahil; batıcı bir elitist topluluk görüntüsü var karşımızda. Aslında mahkemeyi kuran askeri irade tarafından kurulan bir sivil(!) bir parti ne kadar derinle bağlarını koparabilir ki. Her yenilginin ardından halktan biraz daha uzaklaşıp aslına rucü ediyor.

Karar kimi çevrelerde sevinçle karşılanırken muhafazakâr çevrelerde kırılmalara sebep oldu.Sistemle kendini tanımlayan veya mevcut yapıda kendine yer arayan çevreler adeta vize işlemi gerçekleşmeyen insanlar gibi yüzlerine kapının kapandığını gördüler.Şunu unutarak Sen onların inançlarına girmezsen ...onlar senden razı olmazlar(2Bakara) Kur'anî prensibiyle çizgimiz netleştirmeli ve beklentilerimizi bu minvalde oluşturmalıyız

Gevşemeyin, üzülmeyin. Eğer mü'minseniz üstün gelecek olan sizsiniz. (3/Al-i İmran, 139).

Davet Haber
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: