Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: MAHKÛM DOĞUŞLAR  (Okunma Sayısı 1416 defa)
ikrami
Süper Modaratör
Allah Razı Olsun
*****

Karma: 18
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1286



« : 27 Ağustos 2013, 22:47:51 »

MAHKÛM DOĞUŞLAR

Alman filozofu (Kayzerling) e göre 170 kilo­metre süratle akan otomobilin remzlendirdiği bu asırda insanoğlu o kadar sinirlidir ki, kanımızın bir anda beynimizi bir sünger gibi doldurması için, gözümüze çarpan şeyin pek o kadar tırmala­yıcı, pek o kadar çarpıcı, pek o kadar öfkelendi­rici olması şart değildir.

Bilâkis insan tanırım ki, açıktan açığa kuyu­sunu kazan düşmanlarına duyduğu kinden zi­yade, sokakta, vapurda, tirende gördüğü herhan­gi bir çehrenin mimarîsinden, herhangi bir kıya­fetin üslûbundan gelen öfkeyle baştan aşağı sar­sılır ve zapta mecbur olduğu bu zaafın dizginleri­ni bıraksa, gözüne batan adamı boğmaya kadar gideceğinden emindir.

Sakin ve tabii insan seciyesinin en mükem­meline malik olanların bile tahteşşuurunda, böy­le birkaç tane, hazım ve teneffüs cihazlarının kendi cihazları yanında işlemesine mani olma­maktan yandıkları, sebepsiz ve günahsız can düşmanları vardır.

Bütün iç sıkıntılarımızın remzi halinde, geçti­ğimiz caddelerden geçen, oturduğumuz kahveler­de oturan ve öksürüşlerinden esneyişlerine kadar zarurî hareketler haricinde hiçbir iddiaları olmayan bu mahlûklara öfkelenmek için hakikaten hiçbir sebebe malik değiliz. Gözümüze, tahammü­lü kabil olmayan bir nümayiş halinde çarpan bu menfi hayatiyet sahiplerine karşı arayacağımız ve bulacağımız tek bir zahirî hak yoktur. Duyduğu­muz ve boğduğumuz bâtınî hak ise sadece namü­tenahidir. Çok defa ve en derinden duymuşuzdur ki, düşman olmamız için her hakka malik olduğu­muz cazibeli bir hasma karşı kinimizi devam et­tirmek mecburiyeti altında yegâne silâh ve menbaımız, şuur ve mantığımızdır. Böyle bir düşma­na nefrette haklı olduğumuzu ilân ederken göster­diğimiz telâşlı belagat, içimizin bu düşmanlığa inanmayışından değil de nedendir?

İman tam olduğu zaman isbat yoktur.

Sevimli düşmana karşı mantığımızın verdiği hakkı kabule tenezzül etmeyen gönül, öbür düş­man karşısında mantığımızın delil bulamayışını, varsın bir mâni diye tanımasın!

Alimlerin «derunî âlem», «tahteş şuur» gibi renksiz ve rayihasız kelimelerle ifade ettikleri se­ziş vasıtamızın ismine bir kere gönül demiş bu­lunduk. Gönlümüz bize der ki:

— Bu duygunda sebep diye bir şey aramak gülünçtür. İlle bir hadise halinde katılaşmış bir vesika istemek neye? Amerika’da olduğu için seni soyamayan bir hırsız, sana karşı mesul değil mi­dir?

Her cemiyetin mecbur olarak yalnız kaba ses­leri ve hâdiseleri kaydetmeye mahsus olan telefo­nuna mukabil, esrarlı insan yapısının gözlerin içini ve kalplerin altını okuyan mikrofonu peşin bir tehlike işareti veriyorsa, bu işaret, yabana atılmağa lâyık değildir.

Kuduz köpek, ısırdığı adam için değil, kuduz olduğu için mahkûmdur. Bu gibi (antipatikler de, yapmadıkları fiillerin değil, yapmak için doğ­dukları fiillerin mahkûmudurlar.

Başkasının fikrimize iştirak etmeyeceğini bil­diğimiz halde hepimizin teker teker öyle sezişle­rimiz vardır ki, hafif bulmakla beraber, onlara kapılmaktan kurtulamayız ve hissederiz ki, onlar en ziyade «biz», en ziyade «kendimiz»dir.

Nitekim yok yere kızdığımız biri için:

— Şeytan diyor ki, git şu adamın kafasını kır!

Demez miyiz?

Hayır, bu sözü söyleyen şeytan değildir! İçi­mizin verdiği bu hükmü çok hafif ve sebepsiz bu­lan şuurumuz, yok yere kafa kırmak cürmünü şeytana yükletmektedir.

Yunus Emre’nin:

«Bir ben vardır bende benden içeru» mısra­sında olduğu gibi, bu sözü bize söyleyen, benliği­miz içindeki benliğin daha altında yatan «ben» ve «biz» den başka birisi değildir.

İnsana sebepsiz yere ve uzaktan bu kadar (antipatik) görünen bu mahkûm doğuşların suratlarındaki gizli siyahlık, kalblerindeki imansız­lık mühründen gelen akis olsa gerek…

Onlar za­manenin tipleridir!!!

(13 Ocak 1950)
Logged

SİZİ ALDATTIĞIMI DÜŞÜNÜYORSANIZ HAKKIMDA HAYIR DİLEYİN
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: